28 Aralık 2009 Pazartesi

sınavlara en azından çalışmak lazım ama!

aşırı sorumsuz bi insanım! inanılmaz sıkışmış durumdayım! En kötüsü içimdeki kötü korkunç hissiyat okuduumu anlamama da engel!
I usually say, "Fuck the truth," but mostly, the truth fucks you.


有機會能夠看多遠,就該試著走多遠。

22 Aralık 2009 Salı

Ancak filmlerde olurdu aşk. Ya da hayal ürünü romanlarda. Bir tek oralarda esas kız ve esas oğlan ölesiye sevebilirdi birbirlerini, masallardan süzülmüş efsanevi bir tutkuyla. Ama hayat, hakiki hayat ne filmdi, ne de roman!!!

E.Ş.

kendimi gördümmmm!!çok korkunçç

insanların çoğu kaybetmekten korktuğu için sevmekten,
kendini sevilmeye layık görmediği için sevilmekten,
sorumluluk getireceği için düşünmekten,
eleştirilmekten korktuğu için konuşmaktan,
reddedilmekten korktuğu için duygularını ifade etmekten,
ASLINDA YAŞAMAYI BİLMEDİĞİ İÇİN , ölmekten korkuyor!
duygusal boşlukların duygulu anlarla dolu sevgili birliktelikleriyle dolacağına inananlardan olamadım hiç bi zaman

21 Aralık 2009 Pazartesi

Lorke lorke:)

dün düğün vardı, ondan önce de kına gecesi tabii:) her ne kadar tasvip etmediğim bir birliktelik olsa da sanırım içimde ne kadar kurt, haşere (böyle mi yazılıyo kii?), sürüngen falan:) neyse hepsini döktümm fena haldee. Başta annemle beni düğüne zorla götürdüğü mevzusu üzerine baya tartışmış üstüne bi de kavga etmiş hatta küs gitmiştim. Amma velakin orda durumlar farklı oldu. Hani madem gittim, artık burdayım:) ortama ayak uydurayım baabında bişidi sanırım: Sahneden inmedim:) Kendime inanamıyorum aslında. E hadi madem gelmek durumundayım ama imkanı yok anne sakın orda ısrar ediyim deme bana, halay falan çekmem!ASLA!hayattaa!!:) diyerek gittiğim bir düğünden eve döndüğümde ayaklarımın üstüne basamayacak kadar yorgun bir vaziyette dönmüş olmam da delirdiğimden başka hiçbir şeye delalet değildir.Bu da böyle biline:) Ama sanırım geçirdiğim stresli süreç ve daha önemlisi girmekte olduğum stresli süreci düşünerek o son kolbastı olayına kadar dayandım :) Kendimi baya geliştirdim ama bu konuda "her türlü halay çekilir" ilanı verebilecek kıvamdayım gibi hissediyorumm. Okulu, okulla ilgili hiçbi şeyi düşünmeden, böyle dönemin tam orta yerinde geçirdiğim en lüzumsuz ama en güzel haftasonumduuu:) E ne diim en kötüsü böyle olsuunn:)))

13 Aralık 2009 Pazar

!!offfpüüfff!!!


Cidden çok sıkıcı bu hayat ama yaa yani bi tek ben böyle düşünüyo olamam diye düşünmek istiyorum belki de ama öyle değil di mi? yani bi tek ben mi bu kadar sıkılıyorum. Böyle bi bunalımı hergün yaşıyorsam eğer, hergün "değişiklik" olsun diye yaptıklarım bi gün aynı niyetle yaptıklarımın aynısıysa eğer, geçen hafta kızdığım şeye yine bu hafta da kızıp moralim bozulabiliyorsa eğer, beni yine ağlayacak kıvama getiren sebep geçen seneki nedenle aynıysa eğer bu hayat gerçekten sıkıcııı. Başka bi kanala ya da ne biliim boyuta falan geçmek istiyorummm. Çok cidddiiyimmm. Bunları sorgulamak ya da bu kadar sıkılmak hiçbir şeyin iyi gitmemesinden de kaynaklanıyor olabilir tabiii. Sonu pek iyi olmıycak gibi gibi ..

12 Aralık 2009 Cumartesi

Sorma bu ara şu halimi
Bu acıların hepsi mi daimi
Yazık oldu her iki tarafa da
Şimdi sence daha iyi mi

Bir gün oldu iki gün oldu
Ay oldu yıl oldu ümitlere
Ümutmuyor gönlüm seni
Seviyor her gün her gece

Yoruldu duruldu kırıldı vuruldu bir kaç kere
Yazılıdır hepsi hikayede

Yok mu bir haber alan, yok mu gören
Bu mudur adetin bu mudur tören
Yaz ya da söyle bulamadım böyle
Neresi açık adresin neresi yören


SE

gülümse

Belki şehre bir film gelir
Bir güzel orman olur yazılarda
İklim değişir akdeniz olur gülümse...
Tut ki karnım acıktı anneme kustum
Tüm şehir bana kustu...
Bir kedim bile yok anlıyor musun
Hadi gülümse...

SA

depremesyon


Gün içinde tecrübe ettiğim ani moral değişikliklerim ve kendimi sürekli hayatla başa çıkmak zorunda hissediyor olmam beni çok yoruyor aslında. Biraz daha aciz bi insan olsam intihar sebebi bile olabilir. Ama insanoğlu kediden bile nankör bence. Sahip olduklarını gözü görmüyor çoğu zaman, ne bileyim daha kötü durumdakiler nelerle baş etmek zorunda göremeiyor. Görmezden geliyor belki de. Şu da var ki her koyun da kendi bacağından asılıyor. Tamam bi curve olsun, curveün neresinde olduğun önemli olsun ama hayat aslında tam bi katalog mantığı. Sen neysen osun; diğerlerinin ne olduğu senin aslolan duruşunu hiç de enterese etmiyor. Öyle düşününce yalnızsın hep, bi başına. Korkunç geliyor kulağa. Başaramazsan ama o da yapamamıştı demenin hiç bi mantığı yokki. Bu aralar fazla kafa yoruyorum ne bekliyorumki hayattan diye ya da daha çok onun benden ne beklediği konusuna sanırım. Günlük yaşıyorum galiba bugün varsa oyalıycak bişiler tamam; yüzüm gülüyor ama o oyuncağımı da elimden aldıklarında tam bi kara delik tecrübesi. Kayboluyorum. İşin can sıkıcı yanı bu çok sık oluyor.

10 Aralık 2009 Perşembe

o_o

çok mutsuzumm o kadar ki bunları yazarken kendimi tutmasam hüngür hüngür ağlayabilirim. Kendimi neden tutuyorum onu da bilmiyorum aslında. Ama bildiğim tek şey hayatıma baktığımda iyi giden hiç bişey yok. Çok korkunç. A umduğum derslere Fleniyo, Psikoloğum bile unuttu beni, babam yine 9daki akşam aktiviteme izin vermedi, surat asan arkadaşlarımla dolu etrafım, yine bi sınav daha kötü geçti, Flashforwardın yeni bölümünü çekmiolarmış, 2 gündür gördüğüm yakışıklı şahsiyetin feysbukunu bulamadım, ha bulsam nolucak, birilerinin acemiliği yozgata çıkmış, babam küs sanırım bana, bi sınav da haftaya sonra yine yine...

9 Aralık 2009 Çarşamba

İçimde garip bir his var
Yüreğimde olur olmaz duygular
Farzedelim Küçücük bir oyun bu
Oynayalım bu oyunu
Tahmin edemedim sonunu
Adını artık sen koy
Bitti...

ben bugün umursamaz mı davranıyordum, mutlu mu görünüyordum yoksa uzaklara dalıp gidiyor muydum bilmiyorum ama bugün bi hafifledim onun farkındayım. Ha bi de bu konularda ne kadar bahtsız, kabiliyetsiz ve gereksiz olduğumun da bir kez daha farkına vardım bugün.:) Adını sen koy...:)

7 Aralık 2009 Pazartesi

Yaağmuurr!! sen DE vurup durma şu cama!!!


Hayatımda bu kadar güzel isyanımı öfkemi en saçma çocuksu haliyle anlatan bi şarkı daha dinlemedim, bilmiyorum galiba.Birileriyle, bişilerle zaten kavgalıyken bi de öyle fonda normal bi zaman olsa belki de güzel gelicek bi ses bi görüntü sinir bozar ya. İŞte onu anlatmış. Yazık zaten kendine kızıyo, sevgiliye kızıyo ne biliim kızıcak bişiler bulmuş ona buna kızıyo ama o sırada bi de o yağmur cama vurup duruyo. düşünsenize ne kıl. Dönüp yağmura: AAA yeterr amaaa!! diosun:)) Çok sevimli bi görüntü aslında dışarıdan bakınca. Bende şu bizim vin önünde çalışan iş makinalarının geri vitese taktıklarında çıkardıkları bip sesine yazıcam böle bi şarkı kendimi ifade edebilmek adına:)
Sırf bu deil de bi de şu anlattıklarına da kulak vermeden edemedimmm(durum özetler cinstenler):

İçim dışım herşeyimken, özüm sözüm sevgilimken
NEDEN NEDEN NEDEN hiç anlamıyorummmmm

Onu görmek istemiyorum artıkk
onu sevmek istemiyorumm artıkkk

23 Kasım 2009 Pazartesi

Garip...

ben hani istemiyodum olmasın biri üniversite hayatımı doya doya yaşayayım diyodum ya olmadı işte:) istemek lazımmış demekki çünkü isteyen arkadaşlarım hala yalnızken benim rapor vermem gereken hesap sormam gereken birisi oldu birden hayatımda. Tek tesellim mutlu olmam ilk defa. Öyle olmasaydım muhtemelen bi bahane bulurdum zaten askere gidecek sevgili adayına. Ama her şey bu kadar istediğim gibi gidince dilim bağlandı sanki bişi diyemedim. Düşününce adam askere gidicek diye bi kötü oluyo ama insan. Hani umut şu an gerçekten ekmek gibi bişi, henüz yeri belli değilken. Nefes'i mesela iyiki önceden izlemişim. Kuaförüme geçen gün askere gidecek arkadaşlarım var dedim başladılar bana mani okumaya:) Hayatım cidden bi hafta içinde çok garip bi yön aldı aslında. Biraz dışarıdan seyirci gibi kaldım olanlara. Ama şimdilik engel olmak da istemiyorum galiba. İstediğim zaman çok mu geç olur işte bi tek ondan korkuyorum. Garip.. Elif Şafak'ın AŞK'ını elime aldığım gün başıma bunların gelmesi de hayli garipti mesela.:) Action diodum ya :D şimdi huzur diorm:D

11 Kasım 2009 Çarşamba

civilization is intrinsically inimical to human happiness.
participation in civilized life entails the renunciation of one's aggressive impulses.

o kalemi nasıl farkedicektim kii??:D


bilmem kaç aydır buralarda yazıyorum bişiler ama daha bugün şimdi farkettim yazdıımın üstüne gelince çıkan "kaydı düzenle" kalemini offff çok sinir oldum ben hep düzeltmek için nelerle uğraşıodummm!! çok kıl bi durum aşırı!

böyle hissediyorummmm!!!

karanlık çok


hava ya güneşli olsun ya da kar yağsın ama yaa yağmur da bi yere kadar tamam ama bu kadar karanlık hava insanın iç dünyasına zarar ben diim.

5 Kasım 2009 Perşembe

:)



En kötü günüm böle olsun derler ya öle bi gündü benim için. İçim içime sığamadı, o beni sıkan boğan okulda her şey bi anlamsız geldi. Benim bu okulla bi işim yokki dedim. Sınavım güzel geçti, öğle yemeğim çok güzeldi, accounting dersini anladım, hocayı ne kadar sevdiğimi kavradım. Hava o kadar güzeldi ki kara kışın geldiği şu günlerde yazdan kalma bi gün yaşadım. Hem çok severek aldığım tişörtümü giymiş oldum hem de hiç üşümemiş oldum. Gece yatarken Allahım yarın hava güzel olsun nolur demiştim ya sabah uyandığımda temiz kalpliliğimden emin oldum. Onun beni duyduğuna bi kez daha inandım, oralarda bi yerlerde olduğuna dair olan inancımı kat kat pekiştirdim. Eve gelince yine dünkü umut ve sevinçle bilgisayarımı açtım, ve hayal kırıklığına uğramadım. Uğratmadı. Teşekkür ederimmmm:)

4 Kasım 2009 Çarşamba

action action diye tutturursam böle olur işte:))

tanıştığımızı bende hatırlamıyorum:) şaşırmakta haklısın o zaman. kendime şaşırdım çünkü tanışmışlığım olmayan kimseleri genelde ekleme huyum yoktur:) ama şu an çok da arkasında durabileceğim bi karar almadığımı farkettim:) rahatsız ettiysem kusura bakma

Bütün belirtileri taşıyoken

çok korkunç ama domuz gribi olduğumu düşünüyorum. Beynimin içinde bi yerlerde sürekli çoban yıldızı çalyo sanki.

31 Ekim 2009 Cumartesi

Farkettim kii

  • İnsanlara istesem de kötü davranamıyorum.

Yani eğer size kötü davrandığımı düşünüyosanız o sizin hüsnükuruntunuz.

  • İnsanlar benim canımı çok yakmış olsa da ağlayıp ağlayıp ağlayıp.. unutuyorum, küsemiyorum pek.

Yani eğer size küstüğümü düşünüyosanız da yanılıyosunuz: O şakadır şaka.

  • İnsanlar eğer bi konuda hevesimi kırmış ise ya da canımı sıkmış ise biraz takılıyorum konunun üstünde ama moralimi evde bozuyorum.

Yani eğer moralimi bozabileceğinizi düşünüyorsanız onda da yanılıyorsunuz, çünkü o işi hemen yapmıyorum.

  • Sanırım fazlasıyla içime atıyorum, ama böyle de yaşayabiliyorum; o zaman daha ne.

p.s=>Hayat güvenmemek için çok kısa olabilir ama boş yere güvendiğini anlayıp üzüleceğin, tekrar herkese güvenmeyi öğrenebileceğin kadar da uzun değil maalesef. Bi de sanırım bu hayat tarzı beni arabeske bağlıo her ne kadar ezel izlemesem deeee!!!

luv


Bu şarkıyı o kadar çok seviyorum kiiiiii:

Love, I am so different
Love, I am so different than before

Love, can I be loved
Love, could I ever really be loved
Love, if you ever find me I wonder
Will you try me I'm so different than before
Love, the kind that I've dreamed of
Well let's stop right here inside of me love

Love, if you ever find me I wonder
Will you try me I'm so different than before
Love, I am so different than before

Love, where are you waiting
In dark and smoky room I hear you singing to me
Love, let my voice take you
and the song we make would be so different than before
Ooh yes
Love, if you ever find me I wonder
Then I ask you try me I am so different than before
Love, I am so different than before

The word is out, the time is gone
Begin again remember my love
Make it strong
Stretching out to everyone
Nothing replays
This is what I want, this is what I make
Every little thing gonna be alright
One day or so you'll be my love
This time you won't mistake me
I'm ready love for you to take me with you
Love, if you ever find me I wonder
Will you try me I'm so different than before
Ooh yes
My love, I know when you found me I'll rock yourself all around me
Then I ask you try me I am so different than before
Ooh yes,
MY love I know you'll show me the words


o kadar insanı mutlu ve umutlu kılan bi havası var kiii<3

29 Ekim 2009 Perşembe

depresif(im)

dün bir arkadaşım manic- depresif olabileceğimi söylediğinden beridir düşünüyorum bu konuda aslında (normal olmadığımı yani). Garip bi insanım. İnsanların bana katlanması çok güç deil ama anlamaya çalışması oldukça güç sayılabilir. Anlamak istemek de önemli bir faktör tabiki. Çünkü içimde yaşadıklarımı olabildiğince dışıma taşırmamaya çalışıyorum ama olabildiğinceden arta kalanları farkedecek kimselere insan her daim ihtiyaç duyuyor bence. Psikologlarında bu yüzden varolduklarını düşünürüm o ihtiyaç duyulanların olmaması sebebiyle. Bugün gayet güzel bi gündü gezdim, gördüm, eğlendim lakin gel gör ki eve geldiğimde yine içime bişiler çökmüş, ruhumu sıkan o şeyler yine her yönden taarruza geçmiş oluyor. O kadar güzelliğin üstüne ruh halimi bozan ne üdüğü belirsiz o hissiyatı bi yakalasam hiç acımıycam cidden yaa. Ama olmuyo işte kurtuluş yok gibi. Psikoloğu denemeyi kesinlikle istiyorum ama eğer o da bi çözüm olmazsa işte sonrasından hayli korkuyorum ne yalan söyliim. Sonsuza dek umut beslemek onsuzluktan bin kat iyi.

24 Ekim 2009 Cumartesi

öyle olunca sıkıcılaştı yine

hayatıma birden girip heycan yaratma potansiyeli olan insanlar ne yazıkki birer potansiyel enerjiye dönüşüp kaldılar...

22 Ekim 2009 Perşembe

isteksizlik

İnsanın günlerce çalıştığı sınavı kötü geçince anlamsız bi şekilde, imkanı yok sıradaki sınava çalışmayı ne biliim ödev yapmayı canı istemiyoooooooo

8 Ekim 2009 Perşembe

gecelere sor beni
gün dediğin nerden bilir ki halimiii

yalnızlığa sor benii

5 Ekim 2009 Pazartesi

='(


İçimde tutamayacağıma inandığım bi başka konuda şu ki ben insanları dinlemeyi seven bi insanım hatta anlattıkları şeyle uzaktan yakından bi bağım yoksa bile bi yerinden tutup ilgiyle dinlerim, rol yapmam yani. Mesela fotoğraf albümlerine de bakmayı severim, o ayrı. Neyse, insanlar istekli istekli bana gelip bişiler anlatmak istiyolarsa dersde asarım, yeri geldiğinde quizde, oturur aynı istek düzeyinde dinlemeye gayret gösteririm. Ama benim genelde anlatıcak bişiim yoktur. Çünkü kızlar ne anlatır heycanlı heycanlı tahmin etmek çok zor değildir: Bu yaz kim nası ona ondan hoşlandığını söyledi o nası tepki verdi sonra noldu aaa okula gelince eskisini gördü o ne yaptı en eskisi de sürekli arayıp duruyo içip içip kapısına gelmiş sosyoloji sınıfındaki çocukla fena kesişiyoruz aa bu şimdi telefonu kapattığım çocuk işte bütün yaz peşimdeydi muhabbeti. 20 yaşıma kadar geçen süre zarfında böyle konuları mevzu bahis ettiğim muhabbetlerimin sayısı bi elimin parmaklarını imkanı yok geçmemiştir. Çünkü cidden romantik bi insanım öyle olsun biri çıkiim kafasından çok romantik bi girişi gelişmesi olsun istiyorum. Öyle olunca da e haliyle az oluyo=) Ama işte oldu mu da bende de nadir de olsa hani o dinlediğim arkadaşlarıma bi hevesle (hani zaten az da oluyo ya, hani bi de kesin romantik rüya gibi bişi ya) anlatmak istiyorum. Ama ama ama o ben yaşasam bu kadar sevinirdim modunda dinlediğim hikayelerin sahibi arkadaşlarım en yakınlarım dahil olmak üzere muhtemelen benm böyle şeyler anlatmama alışık olmadıklarından aynı heves ve istekle beni dinlemiyorlar. Benimde hevesim kırılıyor. Moralim bozuluyor. Üzülüyorum. Hatta ağlıyorum.

ııııaaahhh

Bugün inanılmaz orjinal bi insan olduğumu bi kaç kez daha anlamamı sağlayan bi çok şey oldu aslında. Saniyede moral seviyem tavan yapıp sonra bir başka saniye de tabanın aşşağsına bi yerlere inebiliyo mesela. Olabiliyo bu gerçekten. Surat asmak istemesemde her ne kadar bazen bende surat asiim da çeksin insanlar istemiyo değilim galiba. Çünkü bugüne kadar bu hep tersi şeklinde ilerledi: Hep birilerinin yaptığı suratı ben çektim, çekerim de sorun o değil aslında onlarda arada sırada da olsa benimkini çektikten sonra. Nedensiz ya da çok saçma sapan bişi yüzünden moralim gayet dibe çökebiliyoken ben o anımı yakalayan kimselere yok bişi demekten daha çok bişi demek istiyorum aslında ama burcumun bi özelliğimidir yoksa içimdeki insan sevgisinin mi bilmiyorum ama diyemiyorum işte. İşin en can acıtıcı kısmı sen bu kadar karşı tarafı düşünürken karşı taraf diye adlandırdığım kimselerin zerre seni düşünmeyişi en mutlu gülen anını bile berbat edebilme yeteneği sanırım. Hadi tamam anlatmıyorum bişi, hadi beni hiç üzgün görmedin ya da 10 yılda bi kez o zaman sende biraz daha az üzülmeye çalış olmaz mı??Bu demek değilki anlatma derdini sıkıntını paylaşma anlat halledelim bitsin. Ankara havasında eksilerde bulunan nemden kapmak insanın sinirlerini yıpratıyo ödev yapcağım yere ya da ne biliim bişiler okuyabilceğim yere beni buraya sürüklüyo.Nokta!

4 Ekim 2009 Pazar

love will come through...

So take me don't leave me
Take me don't leave me
Baby, love will come through it's just waiting for you

Well I stand at the crossroads
Of highroads and lowroads
And I got a feeling it's right

If it's real what I'm feeling
There's no makebelieving
The sound of the wings of the flight of a dove

Take it away
Don't look da-da-da down the mountain
If the world isn't turning
Your heart won't return anyone anything anyhow...

the first cut is the deepest...

'cause when it comes to being lucky I'm cursed
when it comes to lovin' me he's worst
but when it comes to being loved I'm first
that's how I know

but if you want, I'll try to love again...
Life's a game but it's not fair
I break the rules so I don't care
So I keep doin' my own thing
Walkin' tall against the rain
Mütevazi ol biraz,
Eksiltip söyle!!!

En muhteşem sen olamazsınnnn!!!

3 Ekim 2009 Cumartesi

aradaydı sık sık oldu


hasta olduğum için midir duygusallaştım böyle bi yoksa burnumu silerken gözlerimi de siliyim bi taşla 2kuş vuriyim gibi bi istekten midir bilmem bugün bana naber deme fırsatınız olsaydı heralde hüngür hüngür hüngür hüngür omuzunuzda ağlardım.

30 Eylül 2009 Çarşamba

BENİN içindeki BEN

Bugün kendimi olduğumdan farklı gözterdiğimi ya da olduğumdan farklı gözüktüğümü ima etti bi arkadaşım. Öyleymiş gibi bana da olur bazen aslında. Ama bi laf varya benim adım hıdır elimden gelen budur şeklinde o misal. daha fazlasını ya da azını yapamam insanlar beni ben gibi tanısın diye. Zorum onu kabul ediyorum. Muhtemelende onun için, -zora kimse yanaşmadığı, yüzeydekiyle yetindiği için, ben dışardan farklı duruyormuşum. KÖTÜ.

işte öyle bir şeeyy

böyle hani çok beklediğin bişi olur ya bazen olucağı tutar ya işte o olunca aslında hep o olduktan sonrayı düşünmene rağmen yapman gerekeni bi türlü bulamazsın ya elin ayağına dolaşır kalbin küt küt değil kütküt atmaya başlar o planladığın sözcüklerin harfleri bile dökülmez iki dudağının arasından İŞTE ÖYLE!

kendimi senin yerineee koydum nolcakk?

ben dipdeyim sen seyirde!!

istediğin gibi değil dee buysam nolcak??

ben alelade sen nadide!!

26 Eylül 2009 Cumartesi

is this a chemical reactionnn???


böyle her dakika psikopata bağlamış misali birini düşünmek, sonra her aklına geleni ona mesaj atmayı istemek, attığın mesajın cevabı hemen gelsin istemek, konuştuklarınız günler sonra aklına düştüğünde gülümsemek; heycanlanmak, bişi demek istiyoken başka bişi demek, hatta bişi demek istiyoken çok pis saçmalamak, sonra ona gönderdiğin mesajları saklamak, onun gönderdiklerini açıp açıp bi daha okumak, her seferinde mutlu olmak, gelecekle ilgili hayallere dalıp zamanı unutmak, konuşmak istemediğine kanaat getirince üzülmek, senin onu düşündüğün kadar onun seni düşünmediğinin farkına vardığında ağlamayı istemek, bi bahane bulup konuşmaya çalıştığında kısa cevaplarla devamının gelmesini engellediğini görünce hüzünlenmek.




Ama maalesef inanmadığım şeyler hakkında anlatılanlara pek kulak asamıyorum.

Aşk yok-> Sevgi var. falan fıstık.

25 Eylül 2009 Cuma

Yıldızlar, gezegenler falan falan..


Bu aralara astroloji işine fena sardırdım. Güne başlarken daha dersi olmayan normal insanlar muhtemelen uyuyoken ben açıp önce i-googleıma eklediim astroloji kutucuğuna, sonra muneccim.com daki günlük fal yorumuma ondan sonra da hurriyet.com.tr/astroloji olayına bir göz gezdiriyorum. Ha bi de geçen gün arkadaşımın biri dedi Suzan miller diye bi kadın varmış ona takılıyorum. Çıkıyo mu hayırdır ne iş deseniz bilmem aslında muhtemelende çıkmıyodur. Ama günüm ona göre biraz hayal aleminde biraz güzel başlıyo. Çünkü genelde güzel güzel cici cici şeyler yazıyolar. Ne biliyim aşk meşk, arkadaş dost, başarı, hayat. Ha güne onlara bağlı kötü başladığımda olmuyo değil hani. Ama günün ortalarında sorsanız a noldu tuttu mu bişiler diye hatırlamıyo bile olurum=) En sinir olduğum konuda maddiyat. Yok maddi durumunuzu sarsıcak yatırımlardan kaçının, yok maaşınıza zam.:D onlara gülüyorum işte tabii sonrada kendime. Bi de bi de kahve falı olayını da seviyorum çok. Bakıyorum da aslında feci tutuyo mu onu bilemem=) Ama direk muhabbet ortamı hazırlıyo işte ne güzel, iki gülüp eğleniyosun.Biraz gırgırına yaşıyorum bugünlerde sanki=))))

24 Eylül 2009 Perşembe

Romantik komedimm sahne no:3

Bu bayram tatili hayatımın en güzellerinden biriydi diyebilirim. Açık ve net. En güzeliydi hatta. Niye mi? cevabı o kadar net değil aslında. Çünkü normal koşullarda ben öyle biri değilim sanki. Neyse bi kere çok mucizevi bi şekilde başlaması zaten önce yüzüme sonra da içerlere bi yerlere bi gülücük koyup kaçmış oldu. Sonra onun etkisinde geçen 3 gün cidden güzeldi. Kendimi biraz fazla kaptırdım da galiba. Sanki böyle toz pembe bi dünya, rüyalar alemiydi o 3 gün. Ankaraya o kadar uzaktımki, durum da böyle olunca hiç ama hiç dönmek istemedim. Dönünce büyü bozulucaktı çünkü =( ki öyle oldu. İskele, kayan yıldızlar, deniz, soğuk hepsi güzeldi. Böyle anlatmayı istememiştim aslında ama neyse artık bu kadarla kalsın.

11 Eylül 2009 Cuma

Dünyanın sonuna doğmuşummm..


Bu seller, 100 yıldır deprem olmayan yerde arka arkaya olan depremler aslında bence bi tek buna işaret ediyo gibi. 2side çok kötü şey yaa izlemek, duymak, okumak bile insanın canını acıtırken o insanlar bu hikeyelerin kahramanları. Dizi ya da film değil. "Dünyanın Sonu 2" ya da "Felaketler Ülkesi: Türkiye" çekilmiyo oralarda. Hepsi kanlı canlı gerçek. Çok kötü ya artık haberleri hüngür hüngür ağlayarak izliyorum cidden. İnsanların bi sabah uyandıklarında çocukları, anne babaları olmuyo artık ve yatağında uyurken boğulduğu için. O sabah kalktıklarında artık evlerini de arabalarını da bulamıyolar yerinde.. Özene bezene sakladıkları siyah beyaz fotoğrafları da, paralar biriktirip aldıkları telefonlar, bilgisayarlarda, paralarını biriktirdikleri kumbaralarda olmıycak artık. Ama insan onlara o kadar üzülürken sbep olan insanlara da keşke tamam canları onlara kalsın da en azından birinin oğlu da o evlerden birinde olsaydı demeden edemiyo. Hepsi yüzsüz yüzsüz Bush'a özenir hallerde bi helikopterin tepesinden izliyo. Şaka gibi ya. Dalga mı geçiyosunuz insanlarla??!!! İnsanın içinden öyle beddualar geçiyoki dillendirmeye korkuyorum ama ben yine insanım edemiyorumm!! Allah'ımm gör noluuurr, ilahi adaletinin birazını olsun bu dünyada yaşat onlara da bizde görelimmm!! belki biraz olsun içimiz rahatlar!!!!

so different than before...

Ama sanki öyle. Hiç bişi eskisi gibi, 3 ay önce bıraktığımız gibi değil. İnsanlar değişik. Sonra okul da değişmiş sanki. Real de öyle. Bi de tandık yüzler bile bi değişmiş; ya okula ısınamamışlar ya da daha yaz havasından çıkamamışlar(2si de aynı kapıya çıkıyo galiba)

8 Eylül 2009 Salı

Paydos=)


Bugün hayatımın ilk stajının -ilk gerçeğe en yakın işkızı oyunumun=) ve de ilk karın tokluğuna koşuşturmamın son günüydü. Güzeldi yalnız. Garip bi duygu bi de. Bi kere hiç pişman olmadım desem yalan söylemiş olurum daa bu yaşta kaşınmış olmama ama onlar başlarda oldu hani şu çekingenliğimi üzerimden bi r türlü atamadığım kendimi kedi gibi hissettiğim dönemdee!! Ama sonra bu minik kedi ortama ısınınca; ortamda ona ısınınca dadından yenmez oldu. Dedikodunun dibine vurup, dcd nin tadını kaçırdık. Telefonu bağlarken dedikoduya dalıp, arayanı kaçırdık. Kahkahalarla güldük. Yeni Bilkentli olmuş kızları çekiştire çekiştire uzattık.
Krizin vurduğu insanlar tanıdım; çaresizlikten gözleri dolan, 670 TL maaş alan insanlar tanıdım; kredilerine giden 470 TLden sonra arda kalanla ev geçindirebilen. Bazı insanların bordrolarını gördümki diğerleri 5 yıl çalışsa anca yetişirler o miktarcığa=)
tecrübeydi tabii ondan güzeldii. Fuanusun camının çatladığını hissedebildiğin güzel bi tecrübe işte. O camı kırabilecek daha nice stajlara, stajcıklara.
Her nerede yaşanıyor ve yaşatılıyorsa=):P

6 Eylül 2009 Pazar

romantik komedim/ Sahn£-2

!!Aslında bazen keşke kimseye söylemeseydim diyorum şu blogcağzımın varlığını, -okuyan nacizane arkadaşlarım alınmasın sakın kişisel bişi bu- ne bileyim bazen sınırlandırdığımı düşünüyorum kendimi burayı ağlama duvarım olarak kullanma konusunda. Neyse gel gelelim bu başlığın altına girecek dünümü berbat geçirme nedenlerimden birine. Ha bu bi seri artık başıma açtığım belaları böyle aanlatıcammm=)Birine değinmiştim zaten ( X kişisi) serinin ilk sayısında; o yeteri kadar içine oturan cinstendi. Ama dahası da var işte. Bi de bişeye karar verdim kesinlikle bu durumların hepsi benim tam bi -kelimeyi bulamadım- tam bi kötü bişi olduğuma çıkıyor. Kimseye kahretsinki hayır diyemediğim, kimseyi kırmak istemediğim için başıma geliyor. Oysa ki hayır desem biticek.
!!Gel gelelim yine hayır diyemediğim bir durum sonunda dün öğlen sularında buluşmak üzere önceki gece sabaha karşı sözleştik zat-ı muhteremin biriyle. Ama o kararı aldığım dakikadan, o masadan kalkıncaya dek geçen her dakika kafamı duvarlara vurmak istedimm!!Bu sözleştiğimiz Y kişisi buluşma saatinden bi saat geç ortama intikal etmemiş gibi bir de burnu büyük, kaşı kalkık bakışlarla iyiden iyiye sinirlerimi bozdu. Üstüne bi de ardı kesilmeyen iltifat silsilesiyle canımı fena halde sıktı.
!!Tek takıldığım nokta acaba ben mi izin vermiş oldum o kadar şeye??ne bileyim hiç konuşmasa mıydım ya da hiç tamam demese miydim=(( bilmiyorumm!! Haa bildiğim bişi varsa hala bahane aramakta olduğummmm:(

1 Eylül 2009 Salı

romantik komedim=)

hani şöyle "kumarda kaybeden aşkta kazanır", "ey aşk nerdesin" tadında romantik komedi bi kişiliğim aslında -ama bi o kadar da "aşk" 3lemesinden uzak kalmak isteyen, varlığının sadece bir varmış bir yokmuşla başlayan cümlelerde, eski Türk filmlerinde, bi de ananemle dedemde su yüzüne çıktığına inanan garip, çözümlemesi bir hayli karmaşık zor bi kimse olarak nitelendiriyorum kendimi. Ben hayatımda biri olmasın isterken bir bakıyorum ben birilerinin hayatında olmuşum. Bu çok acı aslında; böyle vicdan yapıcağım bi mesele. Çünkü o insanların hiç suçu yok ama benim tavrım belli duruşum belli. Sonra mesela pazar akşam saatlerinde facebook home sayfamdaki bi cümle gözüme çarptı. Adamın biri bana sesleniyo: "Aşkla baş edebilecek gücün yoksa, aşık ETME!!!" hahah. Aşık etmek nasıl olur ki komik=) ama insanın canını sıkıyo. Kabak senin başına patlamış aaa!. bi dertliyimki yazsam ne blok dayanır ne tuşlar=) ama özetle böle işte!

23 Ağustos 2009 Pazar

ERKEKLERLE bulutların ortak noktaları nedir?

- İkisi de çekildiğinde, gün güzel olur.

ERKEKLER, “park yeri” gibidir. İyilerin hepsi kapılmıştır.

- EN tatlı kadın dahi acıdır. (F. W. Nietzsche)

* Aşk bir deniz, kadın onun kıyısıdır. (Victor Hugo)

- Değirmen ve kadın durmadan bir şeyler ister. (Guazzo)


=))

20 Ağustos 2009 Perşembe

güzell günlerr=))

Aslında böyle tek tek yazmak istediğim o kadar çok şey varki ama bekliyorum. 1 ay vadelide onlar şimdi e faizlerde düştü malumunuz:P valörümüz 11/09 u göstermekte=):PBekliyorum çünkü bitsin bi sonuna geliyim istiyorum hepsini dillendirmek için. Böyle daha ilk haftacığımın sonu dahi gelmeden bildiğim bir şey var ki o da: bu staj işi iyi oldu hem de çok. Mutluyum, huzurluyum, bütün tatil aradığımı şu bi haftada bulmanın rahatlığındayım. Bu yazın başından beri istediğim bariz bişi vardı. Yeni insanlar tanımak, tanışmak ne bileyim farklı hikayeler dinlemek gibi ve bunun en iyi yeri de bi Miy yanı galiba=) güzel her şey ya! daha güzel günlere inşşş=)))

17 Ağustos 2009 Pazartesi

macera dolu Amerika

yarın ilk staj maceramın ilk günü olacak kısmetse. Bana hala pek olcakmış gibi gelmiyo ya artık görücez. Bu işler hep böyle mi olur, ne nedir ne ondan değildir gibi şeyleri hiç bilmeden yarın kafama ese bi saatte gidip staja gelmiştim diycem galiba hani bankalar kaçta açılıyo mantığıyla hareket ediyorum. Resmen boşluktayım insan bi bilgilendirir biş yapar neyse bakalım ne çıkıcak şansımıza. bankalar 9da açılıyo diye 9 da gitmeyi planlıyorum ama ya 9 değilse doğru saat. Off bazen nerden girdim bu işe diyorum kendime kızıyorum. Daha tazecik bi üniversite öğrencisiyken büyük çoğunluk gibi tatile devam etmek varken... Neyse inşallah pişman olmam, güzel faydalı olurda iyi şeyler yazıp üzülmem giden zamana. Heycanlıı bekleyiş modu içindeyim aslında bi resmiyet falan.

13 Ağustos 2009 Perşembe

Aşk dön ölümden,
Bir sebepten, gir dünyama.
Aşk dön ölümden,
Geç tenimden, gel gir dünyama.


http://www.izlesene.com/video/muzik-sertab-erener--demir-demirkan---ask/962483

12 Ağustos 2009 Çarşamba

@ Ankaraaa

Bu Ankara denilen memleketten o kadar sıkılmıştımkii koşarak kaçmak falan istiyodum bundan bir ay öncesinde. Sonra benim cinnet nöbetlerime kulak veren aileminde yardımıyla birden kendimi kilometrelerce uzakta bulabildim sonunda. İlk hafta halimden çok mutluydum: o kadar ki bi kere Ankara dememişimdir. Deniz-kum-güneş üçlüsü Sertab'ın "Tatildeyim" ezgisi eşliğinde tadından yenmez bi haldeydi. İlk hafta öyle mutluluk sarhoşuymuşum gibi bitti gitti. Sonra Ankaraya uğramadan İzmir fikri doğdu zihinlerde. Atladım tabii. 1 haftayı aşan bi sürede İzmir- Aydın kıyı şeridinde gittim geldim. 20 kişilik bi aile tatiliydi ama bereket ben severim öyle şenlikli sıcak kanlı yurdum insanı modundaki ailemle zaman kavramını unutarak sallanmayı. Hem renkli oluyo böyle ne biliyim birden başka bi boyut falan gibi. Sahilde darıcılar, gevrekçiler sonra kahvaltılarda boyozlar, domatlar sonraa bardacıkları dalından koparıp gelmiş güzel egenin güzel insanlarıyla dolu güzel günler işte. Ordan baktık Ankara çok uzak hiç çekilmez o yol şimdi ver elini Bodrumm. Muğlalıla da sıcak insanla ya, kaynaşıverdik onlarlanda. Koy koy geziverdik oralarınıda. Amma velakin bu bir ayın sonlarına doğru kişiler ve mekan sürekli değişmesine rağmen ben hiç özlemem dediğim o kuru Ankarayı özlediğimi farkettim. Hiç bıkmam dediğim kulaç atma işinden gına geldiğini fark ettim. Babam bana dönüp sorduğunda istermisin bi hafta daha uzatalım mı diye aman yok yok diyeceğim hayatta aklıma gelmezken bilinçsizce ağzımdan dökülüverdi=) sonunda evimde; o kuru şehrimin kutsal topraklarındayım. sıkılmam çok uzak değildir ama şimdilik mutluyum huzurluyum. (D.Ö. /Ankara=))

reklamlardan sonra...

Nerdeyse 1 ay olcakmış ben buralara uğramayalı ama güzel de oldu şimdi bu kadar uzak kalmak. Neden derseniz psikopata bağlamıştım bi ara günde 10 kez bilgisayarın kapağını yalama yapacak derecede ısrarla açıp kapamak konusunda bi de parmağım fbeşte. Onunçün uzak kalmak iyi geldi. O istediğim şey olmuştu döndüğümde: biloglarını okuduğum insanlar yazmışlarda yazmışlar mesela açtım üşenmedim hepiciğini okudummm; her ne kadar içlerinden yorum yazmayı ölesiye istediklerim olduysada aradan çok zaman geçmişti yazamadım=( bi de baya yazmışlar (çenesi düşmüş bazılarının:P) ama sıkıcı değildi. Neyse sonra tam 322 tane mail vardı sadece hotmail hesabımda:D baya vaktimi aldı tabi oku-ele-sil işlemi. Sonraa daha bu sanal alemde bakmam gereken yerlerdeki yoğunluğu da anlatsamm uuu:D baya bi sıkılmaya vakit bulamadım özetle. Ama bi yerden sonra aynı tas aynı hamam haline geri dönüyo insan hem de bu o kadar çabuk oluyoki şaşıp kalıosun:( Olsun kısa da olsa bi tazeleniyo insan=)

13 Temmuz 2009 Pazartesi

aslına bakarsanız baya bişiler birikti



  • Mesela bayadır içime atıyorum bunu farkettim. Yazmakta istemiyodum nedense o da garip aslında. Bazen diyorum ya ben ben olmuyorum diye o anlar sıklaştı demek doğru olabilir. O kadar çok şey ama o kadar çok şey olduki şu yazmadığım dönemde onları yazmakla bitiremem galiba. Ama böle birAz biraz öğrendiklerimi, aklımda ve içimde kalanları, kalmayanları birazını yani paylaşmak da istemiyor değilim ne yalan söyleyeyim.

  • İnsanı sakinken hırçınlaştıran, sevecenken kindar yapan, masumken bi suçlu bi günahkar yapan bazı dış etmenlerin varlığının farkına vardım bu süreçte. Kendimden korktuğum; insanların da o durumlarda benden korkmaları gerektiğini düşündüğüm tecrübeler edindim. Bi de bu durumların aslında her normal insanoğlu için değişmez olduğuna kanaat getirdim.

  • Sertab Erener konserine gittim. Kulise girip imza alıp fotoğraf çektirdim. Şans faktörüne o gün orda inandım mesela. Sertabın bilmediğim güzel şarkılarını keşfettim. Garip tecrübelerimiz de olmadı değil tabi. Ama dostluğumuz pekişti bizim orda buna inanmaktayım.

  • Her iyide bi kötü, her kötü de bi iyi vardır.

  • Yazmadığım bu sürecin nerdeyse hergününü inatçı babamdan istanbula şirketlere gidip sunum yapma gerekçesiyle izin almaya çalışmakla geçirdim desem yeridir. Hadi o vermedi ama önümde de dur gidemezsin demedi şeklinde bavulumu hazırlamışken bu sefer sevgili annemin kızını bi başına yollamayacağı gerçeğini kendinin kabullenememesi üstüne ateşli bi tartışma ortamı yaratarak babama yansıtmasıyla ben bugünü de ankara da geçirdim. Oysa ki ben daha 11 yaşında bi çocukken bi başıma beni istanbulun karanlığına terkeden tramvaydan indirip yollarına devam eden kişiler de (ne acı ki)benim ebeveynlerimdiler. (o bi kazaydı tabi =))

  • O değil de ben İstanbul'a gidemediğime cidden çok üzüldüm. gerçekten büyük hayaller kurmuştum orda geçicek günlerim üzerine. Üstüne bi de bugün dide demez mi boğaz manzaralı odayı kaçırdığımı bittim işte o an bittimm. babama hala gidebilirim diyorum ama o nuh diyo da peygamber lafını telaffuz etmiyo bi türlü=(

  • Bazen anneme çok kızıyorum, sonra da anneme kızdığım nedenleri unutunca kendime kızıyorum. unutunca çünkü aynı hataları bi daha yapıyorumm.

  • birilerine karşı istemediü,m halde sorumlu hissetmek de beni sinir hastası ya da kanser edecek yakında demedi demeyin.

  • bugün tarlada taş toplayıp uzağa attım onları. denize atmış etkisi yaratmasa da ankara da yaşıyosanız ve de aileniz istanbula gideceğiniz gün sizi göndermeyip bi tarlaya götürmüşse deşarj edebiliyo tavsiye ederim=)

  • böyle ben çok aşk meşk işlerine karşıt bi kişilik olarak boy gösteriyorum ya işte o yüzden bugünlerde ona seslenmeye başladım: "bir sebepten gir dünyama" şeklinde. Hodri meydan!

  • çok uykum geldi yaa hem de şimşekler de çakıyo fecii anlıycağınız devamı başka bi zamana=)


29 Haziran 2009 Pazartesi

what's on my mind??


işte bi bunu bilmiyorum gerçekten de bu aralar ne istediğini bilmez mız mız isyankar bişi oldum çıktım. Bu zor günlerde benimle uğraşmak zorunda kalan sevgili aile üyelerime üzülüyorum aslında. Çünkü onlar benim 5 dk önce dediğim şey için hazırlanmış olduklarında ben artık o şeyi istemiyo oluyorum nedense bütün hevesim kaçmış oluyo ve yok ııh istemiyorum diyip oturuyorum. sonra başka bişi oluyo böyle ve sonra yine. bu durum iyice canımı sıkıyo aslında ama bilmiyorum nedeni bu isteksizliğin. Hayata karşı bi isteksizlik var resmen içimde. Şu aralar mesela en büyük isteğim kimsenin beni bulamaması ama bu gizlilikte beni birilerinin aradığını bilmek. Sanırım buna ihtiyacım var. Yani ben istiyorumki telefonum haftalar boyu kapalıyken, maillerime bakmaz, ev telefonuna çıkmazken ne bileyim hatta odamdan dışarı çıkmazken birileri bu yokluğun ya da boşluğun farkına varsın ve telefonumu açtığımda uzun bi kim aramış listem olsun, mesajlar gelmiş olsun, maillerimi açtığımda 5555 tane mail okumak zorunda kalıyım falan gibi bişi. Ha çok şükür=) uzun zamandır kapalı olan telefonumu açınca da en az 5 olmak şartıyla kim aramışlarım mesajlarım oluyo ama bi emek karşılığı beklentisi var işte kahretsinki. Ama ben kaderin bu tokatını bi çok kez yemiş olmama rağmen hala akıllanamadığımdan hala umutlanıp sonra hayal kırıklığına uğrayabiliyorum. bu da yetenek tabii. ben birileri için öyle büyük düşünüyorum ki onların küçüklükleri beni ezip bitiriyo zaten. konu kaydı sanki ama var ya şuraya yazsam o küçük kıvrımlı şeyin sol lobunun içindekilerini Elif Şafak'ın listelerinin tepesinde yer alan romanı "Aşk" bile tepetaklak olur yani o derece:P yani yazmak en iyisi aslında çünkü ben bunları konuşamıyorum. hemen gözlerim doluyo ya yok böyle bişi nefret ediyorum bu özelliğimden çok sulugözüm ya kahretsin bunu da.! yazarkende yaşlar ıslatmıyo değil ama olsun kimsecikler görmüyo en azından tek delil o kağıdı kabartan ebruli zerrelerden ibaret...falan filan.

22 Haziran 2009 Pazartesi

Telefonun başında çaresiz bekliyorumm, bekliyorum amaaa..:P=D




vefasız insan tipi en hoşlanmadıklarımdan biridir. Hayırsız olmıycaksın şu kısacık hayatta. Ne bileyim ara bi sor napiyomuş kaç yıllık arkadaşın ya da ne bileyim hiç olmadı iki kelime bişiyi msn gibi sanal ortam üzerinden akıt. Ha sen öylemisn derseniz: Ben öyleyim, bi muhabbetim olmuşsa zamanında bi kimseyle samimiyetimin elverdiği çerçevede ararımda sorarımda, buluşurumda, görüşürümde, fedakarlığımıda yaparım da.. Ama hep bensem arayan soran; tüm bunları yapan o iş bi süre sonra değişiyo işte. Bi yerden sonra bi isteksizlik başlıyo ve sonra kopuyosun, bi de o aramıyo die aramadığım kişilerle bi sebepten karşılanınca hayırsız arkadaşım napıyosun demeleri iyice sinirimi bozuyor. Bence herkes karşıdan beklediği ilgiyi alakayı gösterdikten sonra şikayet etmeli karşıdakinden ama onu göstermesine rağmen aradığını bulamayanlarda kaderlerine küssünler. Bu dünya böyle işte: Kötü.

19 Haziran 2009 Cuma

Bu Böyle..

O zor günler solan güller eskidendi. Geçti!
O zaman aşık olduğum rüzgarlar esti esti. Geçti!
Geriye sadece yarım yarım sevgiler,
Yüzüme inceden uzun uzun çizgiler..
Öznesi kalan süresi kısalan cümleler
Yalan dolan cümleler kaldı

Aşk seni bulabilir de, uzakta durabilir de
Samimi oluyor derken mesafe koyabilir de
Bu böyle vurabilir de, ilgisiz durabilir de
onu sana katıyor derken tuzaklar kurabilir de
Bu böyle

18 Haziran 2009 Perşembe

nereye gidiyo bu gençlik

bugün 15 yaşındaki yan komşumuzun kızı bana bir yıldır sigara içtiğini itiraf etti ya. Çok üzülüyorum. Ve üstelik kötü bi şeyi öğrenir öğrenmez nutuk çeken anne babalara yakın bir edayla bi süre konuşmamanın ardından bırakmak istemiyorumki diyişi beni kahretti desem yeridir. Zat-ı muhterem kardeşimin arkadaşı olduğundan aklıma direk o geldi de Allah tan içime su serpen bi cevap aldım. Üstüne bir de "o içmiyo canım hatta öğrenince kızdı bana" demesiyle valla ne yalan söyliyim gurur duydum: ) Ablasının kardeşi dedim: ) gözlerim yaşardı:P diye abartadabilirim tabi de yapmıyorum. Ama bravo valla o kadar çakal çukal arkadaşının arasında takdir ettim kardeşcağzımı=))

13 Haziran 2009 Cumartesi

Bi kardeşim daha var aslında..

Düşündüm de ben aslında bişiler yapıyorum uzaklarda bir yerlerdeki en azından bir kaç çocuk için. Bundan 3 sene önce lisedeki en sevdiğim hocam sayesinde öğrenmiş olduğumuz bi siteyle hepimiz kardeş edinmiştik. Benimki Diyarbakır'dan, arkadaşlarımınki Mardin'den, Siirt'ten, Adıyaman'dan ve daha nicelerinden. Amaç çok saf ve temiz aslında: oradaki çocuklardan birini bir kaçını (kaçına aynı derece ilgiyi gösterebileceksen) seçiyorsun ve önce mektup arkadaşın oluyorlar. Sonra, sonrası işte okudukça geliyor sen sen olmuyorsun artık orası kesin. Okul açılırken bir çanta alıp içini defter, kalem doldurmak, bayramlarda birer tişört yollamak, her mektupla olmasada arada bir bir kaç kitap yollamak bir dahaki mektubu okur okumaz bir koli daha doldurma isteğini tetikliyor insandaki. Ama o bile değil artık bi ablamda sensin diyor Diyarbakır'ın Bismil'inin Akbaş Köyü'ndeki Ferhat artık bana. O bile bi şeyler yapıyomuşum aslında dedirtiyor insana. Bi bakmak isterseniz:http://www.kardesinisec.com/ Ama unutmayınki onlar umutla bekliyor gelecek mektuplarını; gecikmeniz bile hayal kırıklığı olurken bi heves olması onlar için bi yara olabilir.

11 Haziran 2009 Perşembe

Yükleniyor...

Baktımki bu sanal alem hayatımın kocaman bi kısmını kaplıyo, bende onunkinde daha büyük bi yerim olsun istedim. Bu aralar internet çapımı genişleten hareketlerde bulunmaktayım. Görürseniz şaşırmayın. Ha bi de henüz öğrenme aşamasındayım bilinçsiz ama sevimli :P hatalarımı hoşgörmeniz dileğiyle=)

6 Haziran 2009 Cumartesi

i'm fed up with my life

sıkılıyorum yaaa bu hayatın başka bi kanalı boyutu varsa artık oraya bi yere geçmek istiyorummm. Yani sizce de çok sıkıcı değil mi?? ben mi abartıyorum bilmiyorumm. Her dakka aynı şeyler her saat, her gün, her ay, her yıl aynı şeyler. Bunaltıcı gerçekten. Bazen bulutları yırtıp yukarılara çıkmak istiyorum. Her gün uyumaktan; uyanmaktan; kahvaltı yapmaktan; kahvaltıdaki domatesten; çay doldurmaktan; televizyondan:diziden, programdan, filmden, yarışmadan, haberden; akşam olmasından; gazete okumaktan; fark ummaktan; facebooktan; googledan; msnden; uyumaktan; rüya görmekten bıktımmmmmmmmmmm. Olası farklılıklar bile aynılaşıyor bi süre sonra. Bi rutine bağlamış gidiyosun ya. Korkunç. Bi gece uyumayayım diyorum mesela, bi gün kahvaltıda domates olmasın, bi gün kahve içelim, evim olunca televizyon almıycam diyorum mesela. Ama bunlar da sıkıcılaşıyor işte. Doyumsuz insanlar olduk galiba?

4 Haziran 2009 Perşembe

Bu dünyanın çivisi çıkmış!


Gerçekten ama bi normalden kayma söz konusu ciddi anlamda. Şu final silsilesinden sonra okulunda bitmesiyle kendimi iyice evi özlemişim moduna soktuğumdan; uyuyorum kalkıyorum şu üçüncü sayfa haberlerini irdeleyen, sündüren, artık kusacak hale getiren programları izliyorum. Sonra oturup kafa patlatıyorum. Çok üzülüyorum ya. Nolmuş bu insanlara, daha neler görücez, nereye gidiyo bu işin sonu falan filan. Çiğ süt emmişlik var bi de beni deli eden yani bu sıralar öyle adlandırıyorum. Öyle bi hale gelmişizki bi anne sevgilisiyle çocuğunu öldürüp sarıp cesedini de tarlaya atabiliyor. Üstüne bu anne 45 gün çocuğunu arıyomuş gibi yapıp televizyona çıkıyor. İnsanlar onun çocuğu için ondan çok endişelenirken o pişmiş kelle gibi sırıtıp gitti o gelmez diyebiliyor. 20 yaşındaki anne 4 yaşındaki kızını bakkala gönderiyor ama dönmediğini anlayınca yollara dökülüyor. Aradan 35 gün geçiyor, küçük kız hala yok; o da televizyona çıkıyor. Sonunda bu 35 gün boyunca o anneyle kızını arayan abla dediği, hiç şüphe etmediği komşusunun sobasından küçük kızın kemikleri çıkıyor. Üstelik bu kadında bir anne ve o da 4 yaşındaki kızını bi kaç ay önce kaybetmiş. Bunlar bile insana saç baş yoldurtmaya yeterken adamın biri çıkıyor susturucusunu taktığı silahıyla ailesinden 8 kişiyi çoluk çocuk demeden katlediyor. Daha 92 gündür katili sırra kadem basmış kesik baş cinayetlerini okuyoruz. Bütün bu insanların yapması gereken tek şey kendi kafalarına sıkmak bence. Bu ne yani gerçekten aklım mantığım, kalbim almıyo. Bu insanların hepsi vicdanlarını öldürmüşler önce, vicdanının sesi az çıkan insan da her türlü "insanlık" dışı şeyi yapar zaten. yazık.

2 Haziran 2009 Salı

farklı şeyler yapmak?



Bugünkü falımda uzun zamandır görüşmediğiniz dostlarınızla takılcaksınız farklı şeyler yapıp çok eğlenceksiniz diyodu. Ben tabi fala inanma falsız da kalma kişisi olarak hem acaba modunda hem de saçma modunda tv seyrederken telefonum o güzel benim beşiktaş melodisi olarak bildiğim zil sesiyle ardı ardına çaldı ve uzun zamandır görüşmediğim dostlarımla takılma kararı aldık ama aynı yerde: Bilkentte:D neyse hadi bakalım bu oldu o da olur moduna geçmişken yine gittik aynı yere aynı masaya oturduk falan. Ama bi baktım masada bi muhabbet dönüyo GO-KART falan diyolar: heyecan bastı. İşte dedim fark:D Zaten bi hıza formula serisine merakım vardı, içimde bitmek bilmez bi go-kartla başlayım bu işe hevesi vardı. Atladım tabi olaya bi baktım kaskım kafamda oturmuşum 6 numaraya:D virajlar süper, araç, ortam müsait bas gaza :D (her ne kadar arada boneyi kaskı falanda aşıp gözümün kapanmasına neden olan saçlarım yavaşlatsa da:D) iyi hoş fren nedir unuttuk; yok böyle bi adrenalin ama son dakikam olduğunu öğrendiğim dakka itibariyle kollarım artık tutmamaya başladı, bi indimki kol, bilek kalmamış üstüne bi de her virajda uzun olması sebepli çarptığım bacağım morarmış, o da yetmezmiş gibi 3 omurgamda pert.  
Ama değdi gibi şu an böyle kremler sürünmüş bi şekilde yatıyo olsamda=)

31 Mayıs 2009 Pazar

Beceriksiz tercüman=)

Bu çevirmen işini pek iyi yapamıyor=))  çok komik oldu valla bi denedim de:D

30 Mayıs 2009 Cumartesi

Aşka düşmenin belirli bir yolu????


okuduğum kitapta "Aşka düşmenin belirli bir yolu vardır da çıkmanın yoktur- bu, dikkatinizi çekmiş olabilir." diyor. 

SAÇMA ya da EKSİK...

29 Mayıs 2009 Cuma

Kumru ile Kumru


Bugünümü uzun zamandan beri ihmal ettiğimi düşündüğüm sevgili aile üyelerime ayırdım ki domuz gribinden halliceymiş misali hasta olmasaydım yarıda kesmeyip o uzun zamanın acısını da çıkarabilirdim ama olmadı. Neyse boş boş saatler geçirmek bile güzelken biz bir sürü şey yaptık canım ananem ve kuzencanlarla. En güzeli de bahçede çay içerken kumru olduklarını öğrendiğim kuşlara simit atmaktı galiba=) bi de ananemle başta onun dedem olduğunu düşünüp sonra hemen arkasından gelen eşiyle dedemin orda kendine birini bulmuş ve bi de yanımıza onunla gelmiş olma ihtimali üzerine kafa patlatmamızdı=)( ciddi değildik tabii=)) Ama ben bu kadar insancıl olup, eşinden ayrılmadan gezen kuşlarla ilk kez tanıştığımdan olsa gerek sadece kuş olmamaları gerekliliğine kendimi çok kaptırdım=)Hem böyle oyy şunlara bakınnn dedirterek bi sevgi yumağı olmamı hem de böyle gözlerimi doldurarak dedemin güvercinlerini hatırlamamı sağlamışlarken üstüne bir de simitin bittiğini anlayınca kanat çırpmaya başladıkları an bıraktıkları sulu hatırayla da yüzümde gülücükler açtırarak semada kayboldular=) 

Biraz fazla duygusal takılmaya başladım galiba. Kötü.

28 Mayıs 2009 Perşembe

bezelye=)

Bugün kendimi eve adadım resmen. Önce her bi köşeyi sildim süpürdüm sonra da yemek yaptım:D İlk yapışım değil ama ikinci galiba:D kendime de kurban olarak bezelyeleri seçtim=) evde annemin olmayışını da fırsat bilip bezelyeyi pişirerek ona da sürpriz yapmak istedim ama düdüklüde pişmesi gereken sevgili yemeği mi tencerede pişirmeye çalışınca yarım saatte pişcek yemek 2,5 saatte pişti:D o yüzden annem pişmeden eve gelse de onu karşılayan güzel kokular vardı yine de:D tarifi de internetten bulmuştum biraz 10 kişilik biraz da eksik malzemeliymiş galiba:D siz siz olun google a bezelye yemeği yazınca karşınıza çıkan ilk tarife bakarak bezelye pişirmeye çalışmayın:D Ama olsun ben güzel olcağına inanıyorum (hala yiyememiş olsam da) çünkü tüm sevgimi ve hevesimi katarak yaptım ben onu:D hatta yemelerini engelleyip ömür boyu saklayabilirim:P:D 

27 Mayıs 2009 Çarşamba

Her son bi başlangıçtır!

bitti. her şey; o gözümde büyüyen finaller de.. bitti. Önemli olan bitmesinden çok nasıl bittiğidir diyodum ama bu sonu kastetmiyodum maalesef korktuğum başıma geldi gibi. Neyse ama napalım yapacak bi şey yok ama. Üzülmüyo muyum üzülüyorum ama ne gelir artık elden=) kısmet, kader, nasip :P(kolaya kaçmak) Ne diyolar her son bir başlangıçmış. Tatill başladı bugün ilk kez uyuduğumu hissettim:D çok güzeldi 12 saatttt:D o da güzel tabi ama okul bitmese de diyorum tabi sınavlar dersler olmasa ama okula gelip gitsek:D neyse bi kaç ay sonra devam ama yeni dönemin bu seneyi aratacağına adım kadar eminim. Mutsuz olduğum zamanlar, hayal kırıklıklarım kat be kat artacak buna da eminim. Bekleyip görücez artık...=)

23 Mayıs 2009 Cumartesi

kiraz

kiraz yemek çok güzel şey. Böyle bi neşe kaynağı olabiliyo. Yaz, sıcak, güneş, deniz hepsini hatırlatıyor:)

22 Mayıs 2009 Cuma

Beni bu güzel havalar mahvetti, 
Böyle havada istifa ettim 
Evkaftaki memuriyetimden. 
Tütüne böyle havada alıştım, 
Böyle havada aşık oldum; 
Eve ekmekle tuz götürmeyi 
Böyle havalarda unuttum; 
Şiir yazma hastalığım 
Hep böyle havalarda nüksetti; 
Beni bu güzel havalar mahvetti
ORHAN VELİ

Üçüncü şahsın şiiri

Gözlerin gözlerime değince 
Felaketim olurdu, ağlardım 
Beni sevmiyordun, bilirdim 
Bir sevdiğin vardı, duyardım 
Çöp gibi bir oğlan, ipince 
Hayırsızın biriydi fikrimce 
Ne vakit karşımda görsem 
Öldüreceğimden korkardım 
Felaketim olurdu, ağlardım 
Ne vakit Maçka'dan geçsem 
Limanda hep gemiler olurdu 
Ağaçlar kuş gibi gülerdi 
Sessizce bir cigara yakardın 
Parmaklarımın ucunu yakardın 
Kirpiklerini eğerdin, bakardın 
Üşürdüm, içim ürperirdi 
Felaketim olurdu, ağlardım 
Akşamlar bir roman gibi biterdi 
Jezabel kan içinde yatardı 
Limandan bir gemi giderdi 
Sen kalkıp ona giderdin 
Benzin mum gibi giderdin 
Sabaha kadar kalırdın 
Hayırsızın biriydi fikrimce 
Güldü mü cenazeye benzerdi 
Hele seni kollarına aldı mı 
Felaketim olurdu, ağlardım 

ATTİLA İLHAN

21 Mayıs 2009 Perşembe

Usta

Usta adlı bi filme gittim annem arkadaşım ve onun annesiyle bundan bi iki saat kadar önce. Kadro zaten uu izlemek lazım dedirtiyo ama yapılan yorumlar biraz tereddüte düşürüyordu. Kulak asmadan gittik. İyiki de gitmişiz. Filmde bence olması gereken her şey vardı hayatı anlatıyordu çünkü. Aşk vardı, sevgi vardı, acı vardı, azim vardı, onur, utanç, umut, inanç vardı. Sımsıcak insanlar vardı. Teyzem gibi, komşu amca gibi olan. Güzel dersler de veriyordu, bilinçli izleyici için. Bana daha bi çok ders oldu önyargılarımı yıkmam gerekliliğini hatırlatmış oldu. Ama maalesef benim gittiğim sinemada sadece 2 seans oynatılıyor ve biri 14.00 teyken diğeri 22.00 de. daha çok insan izlesin, aynı fikirde olduklarım artsın isterdim elbet ama zor görünüyor.

20 Mayıs 2009 Çarşamba

Bu ben miyim???

Şu an tam da şimdi içimi deli ötesi bir korku kapladı yarınki Calculus 106 dersimin finaline dair. Korkunç çünkü daha çalışmam gereken bissürü bissürü sayfalar var ve daha çalıştığım yerleri de kavradığımdan şüpheliyim. Ben niye böyle oldum yaa...

Kayıp gidenlerin arkasından düşünmek?..

Hayatı hep ucundan kaçırarak yaşadığımı düşünüyorum. Her şeyim ama her istediğim virgülden sonrası yüzünden kayıp gidiyor ellerimin arasından. Bu noktada kaderin varlığına inanmak bu durumun içine soktuğu salak bunalımdan kaçmanın en güzel yolu oluyor galiba. Kaçırmasaydım kaçtığını düşündüklerimi bugün kesinlikle daha farklı olacaktı ama daha iyi mi olurdu bilinmez (öyle olacağını düşündürse bile) Ama bi zaman durup düşününce yitirdiklerimi hem de ucu ucuna nasıl söylenirki kıyısından yitirdiklerimi insanın içine oturuyor bu da bir başka gerçek. Üzülmeden edemiyor insan, bir şeyler için pişmanlık duymadan.

19 Mayıs 2009 Salı

Ahh AHhh

Bazen çok garip bir kişilik olduğumu düşünmüyor değilim. Final dönemi insanlar evine, odasına ya da ne bileyim kütüphaneye kapanmış deli gibi ders çalışıyor: Bende tık yok.. Kötü bir durum. Oldukça. Ama bi bu da değil garip olduğumu düşündüren: Mesela herkesin beğendiği şeyi beğenemiyorum bir türlü bana kimsenin beğenmediği güzel geliyor çoğu zaman. Garip değil mi? Sonra mesela her insan ne kadar büyüse de içinde bi çocuk hep olmalı diye düşünmekteyim; utanmadan da dışarı çıkarabilmeli gerektiğinde. Ama kimse böyle değilse demek ki böyle olmamalı herhalde birileri kızıyor böyle olunca=) diye düşünmekteyim. Her insan biraz romantik olmalı bence. Vicdan en büyük mahkemedir. Hayat sevince güzel. Rüyalar gerçek olsa. Econ 102yi başa sarsak. Senin çok sevdiğin seni çok sevse. Hayatı toz pembe yaşasak. Bittiğinde aa bitti mi ya nolur bi dahaa desek. Adrenalin hergün biraz olsa hayatımızda. Sıkılmaya vakit bulamasak. Böyle evden bi çıkıp dört gün sonra geri gelsek. Döndüğümüzde facebooka baktığımızda eklesin istediğimiz kişiler eklemiş, mesaj atsın istediğimiz kişiler mesaj atmış, walluna yazsın istediğimiz kişilerde wallumuza yazmış olsa. İktisattaki fotokopide sıra beklerken tanışmak istediğim o malum şahsiyet lafa girse ve el sıkışıp bildiğimizi birbirimize söylemediğimiz adlarımızı tekrarlasak. Fotokopi acil işim olduğunda hep boş olsa. Breakte o koku olmasa. Aradığın kişileri hemen bulabilsen.

Birgün Anlarsın

Uykuların kaçar geceleri, bir türlü sabah olmayı bilmez.
Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya,
Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında
Ne çarşaf halden anlar ne yastık.
Girmez pencerelerden beklediğin o aydınlık.
Onun unutamadığın hayali,
Sigaradan derin bir nefes çekmişçesine dolar içine.
Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.
Bir gün anlarsın aslında her şeyin boş olduğunu.
Şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin.
Gün gelir de sesini bir kerecik duyabilmek için,
Vurursun başını soğuk taş duvarlara.
Büyür gitgide incinmişliğin kırılmışlığın.
Duyarsın,
Ta derinden acısını, çaresiz kalmışlığın.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.
Bir gün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin.
Niçin yaratıldığını.Bu iğrenç dünyaya neden geldiğini.
Uzun uzun seyredersin aynalarda güzelliğini.
Boşuna geçip giden günlerine yanarsın.
Dolar gözlerin, için burkulur.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.
Bir gün anlarsın tadını sevilen dudakların.
Sevilen gözlerin erişilmezliğini.
O hiç beklenmeyen saat geldi mi?
Düşer saçların önüne, ama bembeyaz.
Uzanır, gökyüzüne ellerin.
Ama çaresiz,
Ama yorgun,
Ama bitkin.
Bir zaman geçmiş günlerin hayaline dalarsın.
Sonra dizilir birbiri ardına gerçekler, acı.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.
Bir gün anlarsın hayal kurmayı;
Beklemeyi, ümit etmeyi.
Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir
Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi.
Lanet edersin yaşadığına...
Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın.
O zaman bir çiçek büyür kabrimde, kendiliğinden.
Seni sevdiğimi işte o gün anlarsın.
ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

18 Mayıs 2009 Pazartesi

He's just not that into me...

Aslında hayat omuzlarımdaki ağır bir yükten başka bişi değil

Bir takım sapkınlıklarım olduğunu düşünüyorum aslında ota b.ka ağlamak gibi. Gözlerimin istemsizce dolması gibi. Kahkahalarla gülerken birden hüngür hüngür ağlamak gibi. Sebepli sebepsiz başım deli gibi ağrıyana kadar ağlamak gibi. Bi de ağladığımı kimseye göstermemek için bi yerimi yırtmak gibi. Etrafımdaki insanlara karşı; arkadaşlarıma, aileme ne bileyim komşularıma, kasiyer kızlara, yolda top oynayan çocuğa, güvenlik görevlilerine karşı hep hayatımda bir sorun yokmuş, her zaman mutluymuşum gibi gözüküyorum galiba. Öyle olmaya da çalışmıyorum aslında ama kendi kendime kalmadığım her anda zaten neşeli, güler yüzlü, sevecen bir insan oluyorum. Herkesin istediğini yapayım aman kimse kırılmasın üzülmesin istiyorum. Ama ben gerçekten böyle düşünürken insanların bunun birazcığını çok azcığını benim için düşünmüyor olması benim yine gözlerimin dolmasına sebep oluyor. Bugüne kadar gerçekten kimsenin kuyusunu kazmak için uğraşmadım en fazla esprisini yapmışımdır. Konu ders olsun başka bişi olsun hep yeni bişi öğrenirsem tüm arkadaşlarıma haber verdim ama ben hep son dakika haberi olan oldum. Ben düşünmeden en iyi arkadaşıma quiz kağıdımı verdim ama karşılığı hep farklıydı bi karşılığı olmasını bile gereksiz görürken. Bunların hepsi bana ders oldu olmadı mı ama ben bu kadar iyiyken insanların beni kötüye zorlamasına da sinir oluyorum. Bilinçsizce yaptığım unutkanlıklardan bile günlerce vicdan azabı çekerken ben onlar gönül rahatlığıyla hinliklerini nasıl yapıyor bunu bile anlamakta güçlük çekiyorum. Hayat çok zor, iyi olmak daha da zor, ama en zoru iyi kalabilmek galiba..

17 Mayıs 2009 Pazar

Zorunluluk

Şu an sevgili research paperımı düzeltmem gerekiyor amma ve lakin canım hiçç ama hiçç bu işi yapmak istemiyor. Hava çok güzel bugün Ankara'da hasret kaldığımız o yaz havaları son bir kaç gündür hüküm sürmekte Ankara semalarında. Kuşlar da bunu kutluyor olsa gerek hiç susmadan ötüşüyorlar ağaç dallarında. Ama ben ne yazık ki eve hapsolup kağıtlarla kitaplarla boğuşmak durumundayım:( Kader.. Başa gelen çekilir..

15 Mayıs 2009 Cuma

YAaaaAAaa

Gerçekten yaaa ama çünkü daha önce bir çok kez altını çizdiğim gibi kesinlikle böyle koluma birini takıp geziyim aman boş olmiyim modunda bir insan hayatta olmadım öbür dünyada da olmam inşallah ama bu yaa gerçekten yaa. İlk kez böyle bir arkadaşımın şu abi sana çok pis bakıyo demesiyle farkettiğim sonradan gördükçe benim de bakıyo mu cidden ya diye baktığım biri oldu ve farkettim ki bakyo =) sonraları zaten hiç aklımda yokken gözlerim arar oldu, trafikte arabasını ve tabii içinde de onu görünce heycan yapar oldum bişiler oldu:) tam olarak şu karnımda uçuşan kelebekler muhabetine ulaşmasa da ona yaklaşmış bi durum ve bi ilk. Ama sanırım abinin açılacak kadar yoğun duyguları yok=), ya da zaten beni dövmek falan istiyo onun için bakıyo=), ya da sinir oluyo ondan bakıyo=), ya da açılcak da cesareti yok=)) ki bu en kötüsü çünkü ilk defa böyle karşılıklı olduğunu düşündüğüm bişi (ilk değil hadi hakkını yemiyelim) olmuş olcak ama o da su yüzüne çıkmadan kaybolup gidicek=(düşünmesi bile kötüü=(neyse bakalım kısmet bu işler diyip her şeyi seyrine bırakıyoruz...=))

=) =S =(

Bugün güzel bi gün sayılabilir aslında. Uzun zamandır biraraya gelmediğimiz arkadaşlarımızlaydık. Farklı bir grup olduk. Yemek masamızın yanındaki masada beni mutlu eden kimseler de vardı. Sonra kalktık bi arkadaşımızın evine gittik ablasıyla beraber yaşayan muzur kız yuvasıydı tam:) görmeseydim keşke çünkü yurt insanı olmak isterken bi de öyle şirin mi şirin bi ev görünce iyice içim cız etti=( Neyse sonra başarısız bir calculus quizi olduktan sonra baya kalabalık bir grup olaraktan not çektirmeye gittik. Komik, eğlenceli bi gruptu ya da öyle geldi. Sonrası daha bi güzel yapan kısım galiba. Arabamıza atladık evde beni bekleyen yaklaşık 10 kişilik misafir grubuna doğru yola çıktık ki her zamanki ışıklarımızda her zamanki mendil satan çocuklarla karşılaştık. Çocukları alıp arkadaşımla yemeğe götürdük. Tamer ve Rüzgar. Biri 15 diğeri 16. Biri Kırıkkaleli diğeri Mardin. Birinin 5 diğerinin 4 kardeşi var. Biri Polis diğeri Doktor olmak istiyor. İnsanın içinde bi yerlere bi şeyler oturuyor, o masadan kalkarken daha bi ağırlık hissediyorsun. Sonra düşünmeye başlıyorsun. Suçları ne ki? Anneleriyle babalarını seçememek mi? Okumak isteyip, okul giderlerin için mendil satarken nezarette yattığını anlatması o yaşlardaki bir çocuğun nasıl bir hayat tecrübesi ki yüzlerine öylesine olgun bir ifade veriyordu. Ama işin en ilginç yanı yüzlerinde hep bir ufak gülücük vardı. Nasıl başarıyorlar bilmiyorum ama ben pek gülemiyorum bu aralar...

14 Mayıs 2009 Perşembe

Alarmı ertelemek

Saati yediye kuruyorum ama sekiz buçukta kalkıyorum ödev yapmam gerekiyodu bi de offf çok uykucu bir insanımm=(

12 Mayıs 2009 Salı

Durmadan güncellenmekkk

Gizliden gizliye bloglarını takip ettiğim insan sayısı zaten azken bi de onlara her canım sıkıldığında baktığımda yeni bişi bulamamak aslında canımı daha da sıkıyor bunu farkettim..Yazın sevgili arkadaşlarım bi de güzel şeyler yazın=)

Cık cık Cık...

Çok tembel bi insan olduğumu düşünmemek, görmemek elde değil. Finaller silsilesi başlıycak ve nerdeyse hiç bir dersime adam gibi grimedim, üstüne ödevlerim var bir dolu ama ben burda böyle bişiler yazıp, her 2 dakikada bir pek bi değişiklik olmadığını bildiğim halde maillerime ve facebookuma bakarak zaman geçiriyorumm. Çok ayıp!! cık cık cık.. (vicdanımın sesi!)

kısa ve öz

Çok uzun yazdığımı ve insanların uzun yazdığı şeyleri okurken bi müddette olsa tereddüt ettiğimi farkettim=) kısa yazmaya çalışıcam artık her ne kadar kimsenin benim bloğumla ilgilenmediğini bilsem de bir gün okuma ihtimalleri için kısa yazma kararı aldım =) ama bunu söylemem bile yarım sayfa:D

gizli saklıı!! (hushh!)

Arkadaşlarım blogumun peşine düştüler sanırımm=) bu kötü. Çünkü ben buraya açılıyorum öylesine. Yorumsuz kalması, orda bi kenarda hiç izleyeniniz yok yazması bana güven + huzur veriyor. Ucu nereye gidicek kim yine küsücek ben gerçekte ne düşündüğümü söyledim diye düşünmeme gerek kalmıyor. E o zaman niye yazıyosun diyen de oluyo git günlük tut çok lazımsa böyle bişi diyenler.. Ama zaten vaktimin büyük bi çoğunluğunu bilgisayar başında geçirdiğimden ve günlüğün birilerinin eline geçme ihtimalinin blog sayfamın geçmesi ihtimalinden daha fazla olduğundan buraya yazıyorum. Eğer onlar başaramazsa da ben kimseye söylemeyi düşünmüyorumm=))hihihi=)

11 Mayıs 2009 Pazartesi

Romantik yapımın elverdiği aşk anlayışım :S =)

Açıkça dile getirmek istediğim bazı acınası gerçeklikler var hayatımda aslında ve bunları içimde tutmak istemiyorum pek. Mesela, gerçek anlamda bi sevgili ihtiyacı kesinlikle duymuyorum hatta bi gün kendime yenik düşersem de olursa diye çok korkuyorum. Çünkü ben okulda beğendiğim insanların ellerinden tuttuğu kızlara baktığımda olmıycağını aradığımın o olmadığını gayet açık ve net bas bas bağırır bir şekilde görebiliyorum. Ne benim onlara verebilceğim öyle şeyler var ne de karşı cinste aradığım onlardaki gibi bişi. Bi de en çok şu başlangıç konusuna takılıyorum galiba. Kahretsinki fazla romantik bi insanım yani ne bileyim ben facebooktan eklemiş aman hemen kabul edeyim ne yakışıklıymış hadi biraz mesajlaşalım olur bu iş cinsinden bi insan hayatta değilim. Her ne kadar beğendiğim insanla bi iki mesajlaşsamda bunlar asla gırgırdan öteye gitmiycek şekilde olur. Sonra bi de benim bi arkadaşım var seni çok beğenmiş durumundan da hiç hoşlanmıyorum aslında o arkadaş bana ulaşmanın başka bi yolunu bulmalı. Bence sevgi emektir. Uğraştığını nelere değdiğimi onun için görmek isterim ki güvenebileğim. Romantik başlangıçların bu yüzden hayatımda hep önceliği olacağını belirtmek isterim yani en azından isteğim bu yönde. Ne bileyim üniversiteye başlamadan önce baya bi başladığım ilk gün elimde kitapların olacağını ve o hayalimdeki yakışıklının bana çarpıp onları düşürceğini hayal ettim. Sonra birlikte eğilip toplıycaktık, acelemiz olcaktı adımızı söyleyip el sıkışı sürekli ağzı kulaklarında bi vaziyette yolumuza gitcektik. Sonraki gün tekrar karşılaşcaktık ama yine acelemiz olcaktı=) ama sonraki gün artık karşıma çıkan yolları tahmin etmeye çalışacak tesadüfmüş gibi göstercekti o yakışıklı genç =) böyle yazarken bile o kadar güzel ve masum geliyoki komikliğinin yanında=) Ama böyle olmalı ne bileyim bu tesadüf olmayan tesadüfler illaki olmalı yaratmalı, ya da ne bileyim sürprizler bıkmadan usanmadan denenen beni bile bezdircek yollar ama tabii bi de istediğim kişiden olmalı =) Aşk dedikleri şeyi kafamda bi türlü kuramıyorum aslında nasıl olurda bi insan diğerini öyle o kadar sevebilir bence sevemez bir başkasını hele ki bir erkeği kendi adıma. Üstelik bir erkeğin de bir kadın için aynı şeyleri hissetmesinin mümkün olmadığından yakınanlardanım. Erkekler ayran gönüllü oluyorlar bence çok büyük bi çoğunluk ve işte ben o istisnalardan birini aradığım için aşk bana o kadar imkansız ve zor geliyor galiba. güven temelini iyi atmak gerekiyo o da bu zamanda ara da bul.. çok umutsuzluğa kapıldığım bi konu aslında uzatmak boş.. "En iyi yol bi arayış içinde olmamaktır" kanısında olduğum için de mutlu mesut hayatıma devam etmekteyim =)) ohh çok da rahat huzurlu bi durummmm=))

güzel sözler bunlar=)

Bunları bi yere yazmayı çok istedim; bulduğum tek yerde burası oldu =) Böyle anlamlı sözler silsilesi:

  • Sol üst köşeden harca bana!!
  • duygusal boşlukların duygulu anlarla dolu sevgili birliktelikleriyle dolacağına inananlardan olamadım hiç bi zaman-en azından bu zamana kadar-.
  • yani sen elmayı seviyorsun diye elmanın da seni sevmesi şart mı?

28 Nisan 2009 Salı

püffff içim şiştiii

ben yine bi dolu şeyi içime attım bugün attıkça büyüdü o içimdeki şey yine düğüm gibi bişi aslında. herkese huysuzluk yapıp durdum bütün gün. bütün gün eve tıkılıp kaldım sonra çıktığım yerde de herkesi huzursuz edip tadını kaçırıp döndüm geri. ama hiç ama hiç istemediğim bişi tabiki bu. çünkü sonradan sonraya bunları düşündükçe bende üzülüyorum işte şimdiki halimin eseri de bu olsa gerek. yapmam gerekende bir sürü iş var yine her zamanki gibi ama ben yine bu gereksiz halimin bir sonucu olarak kendimi buraya vurdum ve saçma sapan zaman harcıyorum. bu durum iyice sinirlerimi bozuyor. sıkıldım bunaldım depresyon hali diye buna diyolar sanırımmm

20 Nisan 2009 Pazartesi

farklı bi yerden bakıyor olmak mı???

Sanırım bugün bi yazma (ya da işten kaytarma=)), dökülme modumdayım; o yüzden biraz daha anlatmak bu tuşlara basmak istiyorumm. Böyle sanal ortamda yazma hevesimin olmasının en büyük nedeni aslında "benim gibi" birilerini arıyo olmamdı ( ki olmadığına eminim ama çıkarsa çok sevinicemm) Çünkü bi fuanusun içinde yaşarken çok insan tanıyıp hepsiyle sohbet etme bi de gerçek yüzleriyle tanışma fırsatın pek olmuyor. Bunu belki de kim olduğunu saklayarak yapabilceğine inananlarda buralarda bi yerlerde dolaşıyordur diye umdum sanırsam.. Mesela etrafımda yokluğundan şikayetçi olduğum bir insan tipi böyle kimseyi eleştirmeyen ya da eleştirmeden önce bi dönüp kendine bakan zat-ı muhteremler. Öyle bi dünya istiyorumki ıyyh ezik, yok ezik bi grup daha ne bileyim ezik insanlar gibi ithamlarda bulunmadan önce kendi durdukları yere bakan insanlarla dolu olsun (ki bence asıl ezikler kendileridir!). Öyle bi dünya istiyorumki ayh şu kızın giydiğine bak, sence şu kız ne yapmaya çalışmış, o nedir altı dar üstü dar yok ne bileyim ben o nası bi ayakkabı demeden önce kendi giydiklerine bakan sonra hala nası bu kadar eleştirel baktıklarına şaşıp pişman olan insanlarla dolu olsun. Öyle bambaşka bi yerde, muhtemelen başka bi gezegende ya da ayda falan yaşamak istiyorumki herkesin birbirini karşılıksız sevip, karşılıksız birbirinin mutluluğu için uğraştığı, karşılıksız birbirinin arkasından kuyu kazmaya çalışmayan insanların yaşadaığı yer olması muhtemel. Amacını başkaymış gibi gösterip başkalarını çevirdiği yoldan gidenlerin olmadığı bi dünya.. Çok zor o kadar zor ki her birini yazarken bu kişilerle ne kadar çevrelenmiş olduğumu görmek bile azalmalarının dahi imkansız olduğunu gözüme soktu sanki! Ama işte ben böyle olduğumu tüm içtenliğimle tam anlamıyla vicdan rahatlığı içinde dile getirebilirim. Bence insanlardan nefret etmek gerçekten çok zor bi şey. Heleki arkasından kötü şeyler düşünmek üstüne o fikirleri uygulamaya koymak daha da kötü. Çok şaşıyorum böylelerine nasıl dedirtiyorlar bana her seferinde! Ama maalesef bu çağda, benim yaşadığım ortamda "iyiden", "iyilikten" bahsetmek gün geçtikçe güçleşiyor. Bu da beni her geçen gün yüzleşmek zorunda kaldığım gerçeklerin içinde iyiden iyiye hayal kırıklığının son noktasında boğulmama neden oluyor. Bu da her geçen gün insanlara karşı daha temkinli davranmama, güvenememe neden oluyor. İşin en kötü yanı ben neslimin tükenmiş olmasından o kadar çok korkuyorumki biri çıksa da sanırım güvenimi kazanması demek imkansızı başarmakla aynı anlamı taşıyacak.

Bir keşke daha..

Bugünü güzel yaptığına inandığım bir çok şey olduğunun ancak eve gelip kendi kendime kaldığım zaman farkına varabildim. Bugün hayatım adına büyük adımlar attığımı düşündüm aslında. Korkularımın üstüne gittiğimi ve bundan korkmadığımı farkedip üstüne bir de sonucun ne kadar istediğim yönde geliştiğini görüp bu yolu benimseme kararı aldım saniyeler içinde=) Zor mu zor ama yapamaz mıyım yaparım. Başta belki biraz çekine çekine ama zamanla alışmış bir şekilde!! Belki böylelikle canımı sıkan huzurumu kaçıran o kötü hislerden de kurtulmuş olurum kim bilir? Zor gelen bir şey aslında sadece onu yapana kadar zor gözüküyor bi de bunun farkına vardım bugün.. Yapana kadar, o zaman gelene kadar her gün daha da çok kafamda onu kurup büyütüyormuşum meğer, olmayacak senaryolar kuruyormuşum ama aslında o kadar da abartılacak şeyler olmadığının farkına sadece ve sadece yaptıktan, atlattıktan sonra varabiliyorum. Şu merdiven örneğini çok severim zaten her merdiven çıkmam gerektiğinde de düşünürüm: Dik ve uzun bi merdiveni çıkmak ilk basamaktayken çok zor görünse de aslında çok kısa bi zaman sonra en tepeye ulaşmış oluyorsun ve o gözünde büyüyen yol tükenmiş oluyor. Her şey için geçerli bu. Başında korkunç gözükürken sonuna geldiğinde Bitti İşte diyebilmek=) Bunu bugün bi kez daha tecrübe ettim ve düşünme fırsatı buldum. Bu durumun tek kötü yanı böyle düşünmekten o anın tadını çıkartamıyosun, sonra her şey bittikten sonra ahh keşkee deme kısmı içine oturuyo insanın!=( AMA OLSUN HAYATTA HER KEŞKE Bİ TECRÜBE BENCE =)

15 Nisan 2009 Çarşamba

keşke daha farklı olsaydı..

Bugün aslında benliğim adına yüzleşmekten kaçtığım bir dolu sevimsiz gerçekle saatler boyu bi başıma kaldım. Bu canımı acıtmış olcak ki o içimi sıkan, nefes almama engel kötü his kontrolü uzunca bi süre ele geçirdi. Gözyaşlarım akmamakta hiç bu kadar ısrarcı olmamışlardı sanki. Kendimden nefret ettim çünkü yine kendi kurduğum hayal aleminde kendi uydurduğum yalanlara inanarak yaşarken böyle olmadığının farkına vardım belki bir milyonuncu kez. İnanmak istediklerimle başıma gelen şeyler çeliştikçe bu durumu sürekli tecrübe ederdim zaten. Ama anladımki bu sefer kendimi çok kaptırmışım. O kadar olsun istemişim ki aksi yönde gerçekleşen en ufak bi kıpırtı beni bu süregelen düzenden nefret ettirdi, yine yenik düşeceğim isyanlara sürükledi. Çok üzüldüm ben bugün çok bitkin hissettim.. Böyle biri gelse dokunsa kendimi tutabileceğimi hiç ama hiç sanmıyorum. Bu kadar ümitlendiğimi de bilmem çünkü ben sonu güzel bitseydi diye çok istedim çok hayal ettim ama olmadı. Elden ne gelir ki hiç.. başlayamamaktan kaybettim sanırım birilerini; yine aynı sorun hayata baktığım yönü değiştirip olmak istemediğim yerlere sürükledi beni . !!!! İMDAT !!!!

14 Nisan 2009 Salı

Bi yerden başlamak gerekmekteydi..

Aslında bir profil oluştururken ya da şablon seçerken devamının bu kadar zor olacağını hiç düşünmemiştim. Bir köşesinden kenarından tutup yazmaya başlaması en zoruymuş meğer... Gerçi bu benim hayatımın bir gerçeği aslında: Başlayamamak. Sanırım bu sayfayı da bi başlangıç olsun diye istedim. Çünkü bu adımdan sonrası akıp gidiyor, zaman alan oyalayan kısım nasıl başlasam diye düşünmekmiş meğer.. Benim de bir bloğum olsun diye düşünmeye başladığım zamanla bir bloğum olduğu zaman arasından kim bilir kaç ay geçmiştir. İşin daha acı yanı ise bir bloğum (hani adresti, hesaptı vs. kısımları) olduktan sonra da bu sefer ilki nasıl olmalı diye düşünmekten "ilk"ime kadar da günler geçti. Ama bugün artık bu içimi sıkan şeyler iyice basmaya başladı ve artık o derin iç çekişlerimin de rahatlatmadığını farkettim. E bi yerden de başlamak gerekiyordu. Bir bloğum olsun dediğimde de yazarken de aslında yazacaklarımı büyük kitlelerin hatta sayılı kişilerin okuyacağından bile şüpheliyim ancak şu da bi gerçek ki bu adresi bilinçli bir şekilde hiç bir tanışıklığım olan kişiyle de paylaşma cesaretim olmaz=)