30 Eylül 2009 Çarşamba
BENİN içindeki BEN
Bugün kendimi olduğumdan farklı gözterdiğimi ya da olduğumdan farklı gözüktüğümü ima etti bi arkadaşım. Öyleymiş gibi bana da olur bazen aslında. Ama bi laf varya benim adım hıdır elimden gelen budur şeklinde o misal. daha fazlasını ya da azını yapamam insanlar beni ben gibi tanısın diye. Zorum onu kabul ediyorum. Muhtemelende onun için, -zora kimse yanaşmadığı, yüzeydekiyle yetindiği için, ben dışardan farklı duruyormuşum. KÖTÜ.
işte öyle bir şeeyy
böyle hani çok beklediğin bişi olur ya bazen olucağı tutar ya işte o olunca aslında hep o olduktan sonrayı düşünmene rağmen yapman gerekeni bi türlü bulamazsın ya elin ayağına dolaşır kalbin küt küt değil kütküt atmaya başlar o planladığın sözcüklerin harfleri bile dökülmez iki dudağının arasından İŞTE ÖYLE!
26 Eylül 2009 Cumartesi
is this a chemical reactionnn???

böyle her dakika psikopata bağlamış misali birini düşünmek, sonra her aklına geleni ona mesaj atmayı istemek, attığın mesajın cevabı hemen gelsin istemek, konuştuklarınız günler sonra aklına düştüğünde gülümsemek; heycanlanmak, bişi demek istiyoken başka bişi demek, hatta bişi demek istiyoken çok pis saçmalamak, sonra ona gönderdiğin mesajları saklamak, onun gönderdiklerini açıp açıp bi daha okumak, her seferinde mutlu olmak, gelecekle ilgili hayallere dalıp zamanı unutmak, konuşmak istemediğine kanaat getirince üzülmek, senin onu düşündüğün kadar onun seni düşünmediğinin farkına vardığında ağlamayı istemek, bi bahane bulup konuşmaya çalıştığında kısa cevaplarla devamının gelmesini engellediğini görünce hüzünlenmek.
Ama maalesef inanmadığım şeyler hakkında anlatılanlara pek kulak asamıyorum.
Aşk yok-> Sevgi var. falan fıstık.
25 Eylül 2009 Cuma
Yıldızlar, gezegenler falan falan..

Bu aralara astroloji işine fena sardırdım. Güne başlarken daha dersi olmayan normal insanlar muhtemelen uyuyoken ben açıp önce i-googleıma eklediim astroloji kutucuğuna, sonra muneccim.com daki günlük fal yorumuma ondan sonra da hurriyet.com.tr/astroloji olayına bir göz gezdiriyorum. Ha bi de geçen gün arkadaşımın biri dedi Suzan miller diye bi kadın varmış ona takılıyorum. Çıkıyo mu hayırdır ne iş deseniz bilmem aslında muhtemelende çıkmıyodur. Ama günüm ona göre biraz hayal aleminde biraz güzel başlıyo. Çünkü genelde güzel güzel cici cici şeyler yazıyolar. Ne biliyim aşk meşk, arkadaş dost, başarı, hayat. Ha güne onlara bağlı kötü başladığımda olmuyo değil hani. Ama günün ortalarında sorsanız a noldu tuttu mu bişiler diye hatırlamıyo bile olurum=) En sinir olduğum konuda maddiyat. Yok maddi durumunuzu sarsıcak yatırımlardan kaçının, yok maaşınıza zam.:D onlara gülüyorum işte tabii sonrada kendime. Bi de bi de kahve falı olayını da seviyorum çok. Bakıyorum da aslında feci tutuyo mu onu bilemem=) Ama direk muhabbet ortamı hazırlıyo işte ne güzel, iki gülüp eğleniyosun.Biraz gırgırına yaşıyorum bugünlerde sanki=))))
24 Eylül 2009 Perşembe
Romantik komedimm sahne no:3
Bu bayram tatili hayatımın en güzellerinden biriydi diyebilirim. Açık ve net. En güzeliydi hatta. Niye mi? cevabı o kadar net değil aslında. Çünkü normal koşullarda ben öyle biri değilim sanki. Neyse bi kere çok mucizevi bi şekilde başlaması zaten önce yüzüme sonra da içerlere bi yerlere bi gülücük koyup kaçmış oldu. Sonra onun etkisinde geçen 3 gün cidden güzeldi. Kendimi biraz fazla kaptırdım da galiba. Sanki böyle toz pembe bi dünya, rüyalar alemiydi o 3 gün. Ankaraya o kadar uzaktımki, durum da böyle olunca hiç ama hiç dönmek istemedim. Dönünce büyü bozulucaktı çünkü =( ki öyle oldu. İskele, kayan yıldızlar, deniz, soğuk hepsi güzeldi. Böyle anlatmayı istememiştim aslında ama neyse artık bu kadarla kalsın.
11 Eylül 2009 Cuma
Dünyanın sonuna doğmuşummm..

Bu seller, 100 yıldır deprem olmayan yerde arka arkaya olan depremler aslında bence bi tek buna işaret ediyo gibi. 2side çok kötü şey yaa izlemek, duymak, okumak bile insanın canını acıtırken o insanlar bu hikeyelerin kahramanları. Dizi ya da film değil. "Dünyanın Sonu 2" ya da "Felaketler Ülkesi: Türkiye" çekilmiyo oralarda. Hepsi kanlı canlı gerçek. Çok kötü ya artık haberleri hüngür hüngür ağlayarak izliyorum cidden. İnsanların bi sabah uyandıklarında çocukları, anne babaları olmuyo artık ve yatağında uyurken boğulduğu için. O sabah kalktıklarında artık evlerini de arabalarını da bulamıyolar yerinde.. Özene bezene sakladıkları siyah beyaz fotoğrafları da, paralar biriktirip aldıkları telefonlar, bilgisayarlarda, paralarını biriktirdikleri kumbaralarda olmıycak artık. Ama insan onlara o kadar üzülürken sbep olan insanlara da keşke tamam canları onlara kalsın da en azından birinin oğlu da o evlerden birinde olsaydı demeden edemiyo. Hepsi yüzsüz yüzsüz Bush'a özenir hallerde bi helikopterin tepesinden izliyo. Şaka gibi ya. Dalga mı geçiyosunuz insanlarla??!!! İnsanın içinden öyle beddualar geçiyoki dillendirmeye korkuyorum ama ben yine insanım edemiyorumm!! Allah'ımm gör noluuurr, ilahi adaletinin birazını olsun bu dünyada yaşat onlara da bizde görelimmm!! belki biraz olsun içimiz rahatlar!!!!
so different than before...
Ama sanki öyle. Hiç bişi eskisi gibi, 3 ay önce bıraktığımız gibi değil. İnsanlar değişik. Sonra okul da değişmiş sanki. Real de öyle. Bi de tandık yüzler bile bi değişmiş; ya okula ısınamamışlar ya da daha yaz havasından çıkamamışlar(2si de aynı kapıya çıkıyo galiba)
8 Eylül 2009 Salı
Paydos=)

Bugün hayatımın ilk stajının -ilk gerçeğe en yakın işkızı oyunumun=) ve de ilk karın tokluğuna koşuşturmamın son günüydü. Güzeldi yalnız. Garip bi duygu bi de. Bi kere hiç pişman olmadım desem yalan söylemiş olurum daa bu yaşta kaşınmış olmama ama onlar başlarda oldu hani şu çekingenliğimi üzerimden bi r türlü atamadığım kendimi kedi gibi hissettiğim dönemdee!! Ama sonra bu minik kedi ortama ısınınca; ortamda ona ısınınca dadından yenmez oldu. Dedikodunun dibine vurup, dcd nin tadını kaçırdık. Telefonu bağlarken dedikoduya dalıp, arayanı kaçırdık. Kahkahalarla güldük. Yeni Bilkentli olmuş kızları çekiştire çekiştire uzattık.
Krizin vurduğu insanlar tanıdım; çaresizlikten gözleri dolan, 670 TL maaş alan insanlar tanıdım; kredilerine giden 470 TLden sonra arda kalanla ev geçindirebilen. Bazı insanların bordrolarını gördümki diğerleri 5 yıl çalışsa anca yetişirler o miktarcığa=)
tecrübeydi tabii ondan güzeldii. Fuanusun camının çatladığını hissedebildiğin güzel bi tecrübe işte. O camı kırabilecek daha nice stajlara, stajcıklara.
Her nerede yaşanıyor ve yaşatılıyorsa=):P
Krizin vurduğu insanlar tanıdım; çaresizlikten gözleri dolan, 670 TL maaş alan insanlar tanıdım; kredilerine giden 470 TLden sonra arda kalanla ev geçindirebilen. Bazı insanların bordrolarını gördümki diğerleri 5 yıl çalışsa anca yetişirler o miktarcığa=)
tecrübeydi tabii ondan güzeldii. Fuanusun camının çatladığını hissedebildiğin güzel bi tecrübe işte. O camı kırabilecek daha nice stajlara, stajcıklara.
Her nerede yaşanıyor ve yaşatılıyorsa=):P
6 Eylül 2009 Pazar
romantik komedim/ Sahn£-2
!!Aslında bazen keşke kimseye söylemeseydim diyorum şu blogcağzımın varlığını, -okuyan nacizane arkadaşlarım alınmasın sakın kişisel bişi bu- ne bileyim bazen sınırlandırdığımı düşünüyorum kendimi burayı ağlama duvarım olarak kullanma konusunda. Neyse gel gelelim bu başlığın altına girecek dünümü berbat geçirme nedenlerimden birine. Ha bu bi seri artık başıma açtığım belaları böyle aanlatıcammm=)Birine değinmiştim zaten ( X kişisi) serinin ilk sayısında; o yeteri kadar içine oturan cinstendi. Ama dahası da var işte. Bi de bişeye karar verdim kesinlikle bu durumların hepsi benim tam bi -kelimeyi bulamadım- tam bi kötü bişi olduğuma çıkıyor. Kimseye kahretsinki hayır diyemediğim, kimseyi kırmak istemediğim için başıma geliyor. Oysa ki hayır desem biticek.
!!Gel gelelim yine hayır diyemediğim bir durum sonunda dün öğlen sularında buluşmak üzere önceki gece sabaha karşı sözleştik zat-ı muhteremin biriyle. Ama o kararı aldığım dakikadan, o masadan kalkıncaya dek geçen her dakika kafamı duvarlara vurmak istedimm!!Bu sözleştiğimiz Y kişisi buluşma saatinden bi saat geç ortama intikal etmemiş gibi bir de burnu büyük, kaşı kalkık bakışlarla iyiden iyiye sinirlerimi bozdu. Üstüne bi de ardı kesilmeyen iltifat silsilesiyle canımı fena halde sıktı.
!!Tek takıldığım nokta acaba ben mi izin vermiş oldum o kadar şeye??ne bileyim hiç konuşmasa mıydım ya da hiç tamam demese miydim=(( bilmiyorumm!! Haa bildiğim bişi varsa hala bahane aramakta olduğummmm:(
!!Gel gelelim yine hayır diyemediğim bir durum sonunda dün öğlen sularında buluşmak üzere önceki gece sabaha karşı sözleştik zat-ı muhteremin biriyle. Ama o kararı aldığım dakikadan, o masadan kalkıncaya dek geçen her dakika kafamı duvarlara vurmak istedimm!!Bu sözleştiğimiz Y kişisi buluşma saatinden bi saat geç ortama intikal etmemiş gibi bir de burnu büyük, kaşı kalkık bakışlarla iyiden iyiye sinirlerimi bozdu. Üstüne bi de ardı kesilmeyen iltifat silsilesiyle canımı fena halde sıktı.
!!Tek takıldığım nokta acaba ben mi izin vermiş oldum o kadar şeye??ne bileyim hiç konuşmasa mıydım ya da hiç tamam demese miydim=(( bilmiyorumm!! Haa bildiğim bişi varsa hala bahane aramakta olduğummmm:(
1 Eylül 2009 Salı
romantik komedim=)
hani şöyle "kumarda kaybeden aşkta kazanır", "ey aşk nerdesin" tadında romantik komedi bi kişiliğim aslında -ama bi o kadar da "aşk" 3lemesinden uzak kalmak isteyen, varlığının sadece bir varmış bir yokmuşla başlayan cümlelerde, eski Türk filmlerinde, bi de ananemle dedemde su yüzüne çıktığına inanan garip, çözümlemesi bir hayli karmaşık zor bi kimse olarak nitelendiriyorum kendimi. Ben hayatımda biri olmasın isterken bir bakıyorum ben birilerinin hayatında olmuşum. Bu çok acı aslında; böyle vicdan yapıcağım bi mesele. Çünkü o insanların hiç suçu yok ama benim tavrım belli duruşum belli. Sonra mesela pazar akşam saatlerinde facebook home sayfamdaki bi cümle gözüme çarptı. Adamın biri bana sesleniyo: "Aşkla baş edebilecek gücün yoksa, aşık ETME!!!" hahah. Aşık etmek nasıl olur ki komik=) ama insanın canını sıkıyo. Kabak senin başına patlamış aaa!. bi dertliyimki yazsam ne blok dayanır ne tuşlar=) ama özetle böle işte!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
