25 Aralık 2011 Pazar
boşvermişim dünyaya
yarın sınavım mı var, çok mu zor olcakmış. Çalıştım mı? evet. Ama ya olmazsa? Olmazsa yapacak bi şey yok denedim, uğraştım ve olmamıştır. Benim sorumluluğum kalkmıştır üstümden. Artık uyumamayı öğrendim; kalabiliyorum ayakta gerektiği kadar. Üstelik sabahında da yastığımla vedalaşmam da daha kolay oluyor. Aramıyorum öyle kimseyi pek artık, arayan soran olduysa dönmemezlik etmiyorum ama yine. Twitterı da açmıyorum artık; sabah gözümü ilk açtığımda da, gece uykum gelsin diye kafam yastığımdayken de, en sıkıcı decision dersinde de. İnsanlar gelip anlatıyorlar ya dertlerini, selam vermedim diye sitem ediyorlar ya ben bunlarla mutlu oluyorum. Bugün bi tane sahtesi gitse hep yanımda bi yere gitmez o, ağlasam dinler, sarhoş olsam bi adım arkamda olur güveninde olduğum insanlar var ya, yeter. Dert ettiklerini anlattıkça dostlaşıyomuşsun ya bi insanla, ben bu ara çok dert dinledim. O kadar anı yaşıyorum ki yarınki sınav bitse yine boşa çıkıcam, yine haziranda nolucaımı bilmiycem. O kadar seviyorum ki babamı beni bi şeyleri kaçak kuçak yapmaya zorladığında; düşünüyorum zamanın nası hızlı geçtiğini; öyle kolay, rahat olsaydım bu kadar güzel anılarım olamıycaını. Hevesimi kaçıran, yüzümü düşüren insanlar oldumu yüzümü güldüren insanlarla konuşuyorum artık. Ben hep hevesliyim, hep gaza geliyorum ya onlar öyle olmasa da olur yüzleri gülsün yeter de değil; bana ağlasın ben ona çare bulmak için saçmalıyım, ama sonra birlikte sarhoş olalım, birlikte fotoğraf çektirirken havuzun içine atlayalım. Hep planlar kuralım ama yapamayalım, birlikte. Beklentilerim, çok yüksek ideallerim hiç olmadı. Hırslı bi insan hiç olamadım. Ama annemin iyi kızı olmak için bulaşık makinesini boşalttım, babamın iyi kızı olmak için derslerimi hep çalıştım, kardeşimin iyi ablası olmak için onu hep idare ettim, kiminin iyi arkadaşı olmak için anneme yalan söyledim, kiminin iyi arkadaşı olmak için kilometrelerce yol gittim, babamdan azar yedim, kardeşimi dersaneden almadım; kendi beklentilerim olmasa da insanların benden beklediklerini hep yapmaya çalıştım. Hala bi idealim yok, üstelik artık hayallerim de yok. Öylesine yaşıyorum, tam anlam karşılığıyla. Yarın sınav bi bitsin de, öbür güne tutunmak için bi proje çıkar nasılsa. Haziranda hala makinayı boşaltmam gerekicek nasılsa.
20 Aralık 2011 Salı
Kimseye kizmiyorum artik Suçlu aramaktan vazgeçtim Kimseye cevabi olmayan sorularsormuyorum Biraz kirginim ama olsun daha güçlüyüm artik Galiba büyüyorum! Sabahlari gülerek uyanmiyorum ama Hiç olmazsa aglamiyorumda İstemiyorum artik çok fazla sey bilmek Yasamak dedigin böyle bisey demek...! öyLesine yaşıyorumm...
12 Aralık 2011 Pazartesi
Topu taca atmak die bişi var
Aslında hayat gerçekten o klişe laflardan sıyrılamadan "biz yaşamayı umduğumuz şeyler gelsin diye beklerken başımıza gelenler"den ibaret gibi. Planlar yapa duralım, hayaller kura duralım; hayat arabada şarkı söyleyerek eve gelirken de geçiyor, twitterda nolmuş ne bitmiş diye bakarken de. Bazen öyle ki planlarını uyguluyor olsan da onu kaçırdığını hissedebiliyorsun. Bazen bunun farkına vardığında anın önemini kavrar hale geliyor insan oğlu "amaan" diyor, ama işte yine o hayatın kendi çelişikliği, kendini çözememişliği hayallere kapılmasına, ayın 17sine planlar yapmasına engel olamıyor.
Bazen kaç yaşına gelip hala istediği şeyleri yapamamaktan, bazen o istediği yere gidememekten yakınır buluyor kendini insan. Hani suçu da başkasına atacak ya hemen babaya yükleniyor:"sen izin verseydin.." cümleler silsileleriyle, kimi zaman en yakınındakine çıkışıyor içindeki sesi bastırabilmek umuduyla "bak gelmedin benle kalkmış film vizyondan" diye.
Kaçırdıklarımızla yaşamayı umduklarımızın telaşesi içinde bi maratona dönüşüyor hayat çoğu zaman. Kıymetini bilememekten kayıp gidiyor.
Plan da yapmalı belki ama hayatı da kaçırmamalı. Uzatması olmaz ki topu taca atalım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)