11 Kasım 2011 Cuma

11/11/11 11:11

muhtemelen havada olucam o saatte. istanbul semalarında bir yerlerde. Yarını iki hafta önce düşündüğümde bu gece düşündüğüm arasındaki fark dudak uçurtan cinsten aslında. Hayat o kadar gariplikler, o kadar umulmadıklarla dolu ki plan yapmamaya tövbe ettirirken bile ona mecbur bırakıyor. İki haftada hayatımda öyle bitmez dediklerim bitti öyle asla dediğim şeylere olabilir der buldum ki kendimi.. hayatta her şey insanlar için, herkesin başına her şey gelebiliyor, her şey olabiliyormuş.

11/11/11 11:11 de böyle geçsin bakalım,, kim bilir belki havada bir dilek tutarım onun da tutacağı olur :)

30 Ekim 2011 Pazar

hep diyorum ki 21:00 olsun başlicam sonra 21:30 oluyo, sonra 22:00 oluyo bu sefer diyorum ki 22:30 ama sonra bi bakıyorum ki 22:45 de geçmiş o zaman diyorum 23:00 olsun sonra ama uykum geliyo uyumak da gerekiyo :(
I'm here,
Alone,
Didn't want
To leave.
My heart won't move,
It's incomplete.

But How,
Do you expect me,
To live alone with just me?


Its so hard for me to breathe.
Tell me how
I'm supposed to breathe with no air.
Can't live, can't breathe with no air.

There's No Air,
No Air.

saçma ya hayat


İnsanın bi kendine ihtiyacı var aslında şu hayatta. Bi zamana kadar onsuz olmazlarla, bi başıma naparımlarla yaşıyo alında herkes. "En yakını" dediğinin "en uzak" olabildiğini görünce yavaş yavaş anlamaya başlıyo ama işte. Hani bi zamanlar onsuz bi yere giderken düşündüğü, üzüldüğü kimseyle artık karşılaşmak bile istemediğinde; o geçerken uzaktan uzaktan bakıp görünmek istemediğinde anlıyor insan. Herkes gitsin, hayat yine devam ediyo. Öyle yıkımlar yaşayabiliyoki insan her şeyini herkesini kaybedebiliyo; öyle hayatlar var ki ekrandan anlattıkları kadarını hıçkıra hıçkıra izlediğimiz, onlar bile tutunuyo işte hayata. Hayat işte o yüzden saçma; çünkü onların yüzleştikleriyle karşılaşmayan insan kendine dert yaratıp onların dert olduğuna inanıp haline yanabiliyo.
Hayat aslında gece uykunda deprem olabilicek, son nefesini arabanda şarkı söylerken üstüne düşen bi beton yığınının altında verebilicek kadar kısa. Sabah evden öperek uğurladığın babanın bir saat geçmeden bi daha eve gelemeyeceği haberini alacak kadar, davullarla zurnalarla gönderdiğin daha deniz görememiş oğlunun varlığından bile haberi olmayan kimseler için toprak olduğu haberini verebilecek kadar acımasız hayat.
Ama hep bi çaresi bulunuyo işte yarın yeniden yaşamaya çalışmanın..
Hayat işte o yüzden saçma;o kadar acımasız o kadar kısacıkken hep senden bişiler bekliyo. Yarın yeniden yaşamak için; yeniden inanmak, yeniden güvenmek, yeniden umutlanmak gerekiyo işte. Büyük sözlerden kaçınmak gerekliliği de işte bu yüzden.
Hayat insana iyi gelen, huzur veren, huzur bulduklarınla geçsin yeter. Herkes aldatırken herkes yalancıyken birine güvenebil, herkes sevgisiz ikiyüzlü olmuşken birini sevebil yeter. Başka kimseye de gerek yok! biz sinemamıza gider, alışverişimizi yapar kendi kendimize de yaşarız! Koyarız şarabımızı, en kötü yanında bi paket de sigara bitiririz. Sokaklarda tek başımıza dolaşır, kalabalığın uğultusuna kulak veririz. Sonra yalnızlığımıza şükrederiz kim bilir.
Bırak dağınık kalsın, boşveer.

9 Ekim 2011 Pazar

Biz istemezsek kimse bizi mutlu da edemezmiş mutsuz da edemezmiş.

2 Mart 2011 Çarşamba

bugün çok net yaşama sevincimi kaybettiğimi hissettim.

ben insanları üzmemeye çalıştıkça

başım hep yanlış zamanda gelen doğru kişilerle ağrıdı durdu bugüne kadar. Düşününce daha bi tane içinde kötülük olan insan olmadı heralde gelip bana olan hissiyatlarını açanlar arasından. İşte tam da bu sebepten ötürü, bi de şu saçma sapan insanları kırmamak adına daha büyük sonuçlara sebebiyet veren yapımdan ötürü hep işler sarpa sarıyo. Tam net bi hayır diyemiyorum; çünkü çok iyiler ya üzülmesinler, kırılmasınlar istiyorum, çünkü zaten şu okulda sayıları az ya birine de ben sebep olmayayım diğerlerine benzemesi için diyorum. Ama anlatmaya çalışıyorum gerçekten yapıyorum. Hem biraz akıllandım net hayırlarım da olabiliyo minimum üzme seviyesinde. Ama mesela çok net hayırlara direnenler var ya onlar beni benden alıyo başka bişilere dönüşme isteği falan veriyo içime. Bugün dünyalar iyisi, sabırlısı, anlayışlısı bi insana 3. kez hayır dedim ama yine diyemedim o anladı. Artık sebebi tam olarak o mu yoksa dolmuşluk mu bilmiyorum ama mesajlarını yazarken hüngür hüngür ağladım, hıçkıra hıçkıra. son mesajı ama hala "umarım seni hakedicek, benim kadar kıymetini bilip değer verecek biriyle olursun" oldu; onu okuduktan sonra gözümden akan yaşlarla yastığım ıslanmış uyuyamıyorum şu an. Sadece o değil ama sebep tabiki burdan nereleereee gidiyorum. Belki diyorum hep hayırlısı kimse diyorum ya oydu o hayırlı, geldi sana ama geri teptin; bi daha da yok. Belki en mutlu olucağın oydu bi şans vermedin o da gitti. Ben herkesi mutsuz ediyorum bence kimse olmasın hayatımda kimseyi istemiyorum. Kimse hoşlandığını bile söylemesin, uğraşmak istemiyorum. Sıkıcı olsun hayatım, ben platonik seveyim, arkadaşlarım olsun güleyim geçeyim istiyorum. Kimseyi istemiyorum.