12 Aralık 2011 Pazartesi

Topu taca atmak die bişi var


Aslında hayat gerçekten o klişe laflardan sıyrılamadan "biz yaşamayı umduğumuz şeyler gelsin diye beklerken başımıza gelenler"den ibaret gibi. Planlar yapa duralım, hayaller kura duralım; hayat arabada şarkı söyleyerek eve gelirken de geçiyor, twitterda nolmuş ne bitmiş diye bakarken de. Bazen öyle ki planlarını uyguluyor olsan da onu kaçırdığını hissedebiliyorsun. Bazen bunun farkına vardığında anın önemini kavrar hale geliyor insan oğlu "amaan" diyor, ama işte yine o hayatın kendi çelişikliği, kendini çözememişliği hayallere kapılmasına, ayın 17sine planlar yapmasına engel olamıyor.
Bazen kaç yaşına gelip hala istediği şeyleri yapamamaktan, bazen o istediği yere gidememekten yakınır buluyor kendini insan. Hani suçu da başkasına atacak ya hemen babaya yükleniyor:"sen izin verseydin.." cümleler silsileleriyle, kimi zaman en yakınındakine çıkışıyor içindeki sesi bastırabilmek umuduyla "bak gelmedin benle kalkmış film vizyondan" diye.
Kaçırdıklarımızla yaşamayı umduklarımızın telaşesi içinde bi maratona dönüşüyor hayat çoğu zaman. Kıymetini bilememekten kayıp gidiyor.
Plan da yapmalı belki ama hayatı da kaçırmamalı. Uzatması olmaz ki topu taca atalım.

11 Kasım 2011 Cuma

11/11/11 11:11

muhtemelen havada olucam o saatte. istanbul semalarında bir yerlerde. Yarını iki hafta önce düşündüğümde bu gece düşündüğüm arasındaki fark dudak uçurtan cinsten aslında. Hayat o kadar gariplikler, o kadar umulmadıklarla dolu ki plan yapmamaya tövbe ettirirken bile ona mecbur bırakıyor. İki haftada hayatımda öyle bitmez dediklerim bitti öyle asla dediğim şeylere olabilir der buldum ki kendimi.. hayatta her şey insanlar için, herkesin başına her şey gelebiliyor, her şey olabiliyormuş.

11/11/11 11:11 de böyle geçsin bakalım,, kim bilir belki havada bir dilek tutarım onun da tutacağı olur :)

30 Ekim 2011 Pazar

hep diyorum ki 21:00 olsun başlicam sonra 21:30 oluyo, sonra 22:00 oluyo bu sefer diyorum ki 22:30 ama sonra bi bakıyorum ki 22:45 de geçmiş o zaman diyorum 23:00 olsun sonra ama uykum geliyo uyumak da gerekiyo :(
I'm here,
Alone,
Didn't want
To leave.
My heart won't move,
It's incomplete.

But How,
Do you expect me,
To live alone with just me?


Its so hard for me to breathe.
Tell me how
I'm supposed to breathe with no air.
Can't live, can't breathe with no air.

There's No Air,
No Air.

saçma ya hayat


İnsanın bi kendine ihtiyacı var aslında şu hayatta. Bi zamana kadar onsuz olmazlarla, bi başıma naparımlarla yaşıyo alında herkes. "En yakını" dediğinin "en uzak" olabildiğini görünce yavaş yavaş anlamaya başlıyo ama işte. Hani bi zamanlar onsuz bi yere giderken düşündüğü, üzüldüğü kimseyle artık karşılaşmak bile istemediğinde; o geçerken uzaktan uzaktan bakıp görünmek istemediğinde anlıyor insan. Herkes gitsin, hayat yine devam ediyo. Öyle yıkımlar yaşayabiliyoki insan her şeyini herkesini kaybedebiliyo; öyle hayatlar var ki ekrandan anlattıkları kadarını hıçkıra hıçkıra izlediğimiz, onlar bile tutunuyo işte hayata. Hayat işte o yüzden saçma; çünkü onların yüzleştikleriyle karşılaşmayan insan kendine dert yaratıp onların dert olduğuna inanıp haline yanabiliyo.
Hayat aslında gece uykunda deprem olabilicek, son nefesini arabanda şarkı söylerken üstüne düşen bi beton yığınının altında verebilicek kadar kısa. Sabah evden öperek uğurladığın babanın bir saat geçmeden bi daha eve gelemeyeceği haberini alacak kadar, davullarla zurnalarla gönderdiğin daha deniz görememiş oğlunun varlığından bile haberi olmayan kimseler için toprak olduğu haberini verebilecek kadar acımasız hayat.
Ama hep bi çaresi bulunuyo işte yarın yeniden yaşamaya çalışmanın..
Hayat işte o yüzden saçma;o kadar acımasız o kadar kısacıkken hep senden bişiler bekliyo. Yarın yeniden yaşamak için; yeniden inanmak, yeniden güvenmek, yeniden umutlanmak gerekiyo işte. Büyük sözlerden kaçınmak gerekliliği de işte bu yüzden.
Hayat insana iyi gelen, huzur veren, huzur bulduklarınla geçsin yeter. Herkes aldatırken herkes yalancıyken birine güvenebil, herkes sevgisiz ikiyüzlü olmuşken birini sevebil yeter. Başka kimseye de gerek yok! biz sinemamıza gider, alışverişimizi yapar kendi kendimize de yaşarız! Koyarız şarabımızı, en kötü yanında bi paket de sigara bitiririz. Sokaklarda tek başımıza dolaşır, kalabalığın uğultusuna kulak veririz. Sonra yalnızlığımıza şükrederiz kim bilir.
Bırak dağınık kalsın, boşveer.

9 Ekim 2011 Pazar

Biz istemezsek kimse bizi mutlu da edemezmiş mutsuz da edemezmiş.

2 Mart 2011 Çarşamba

bugün çok net yaşama sevincimi kaybettiğimi hissettim.