19 Haziran 2009 Cuma

Bu Böyle..

O zor günler solan güller eskidendi. Geçti!
O zaman aşık olduğum rüzgarlar esti esti. Geçti!
Geriye sadece yarım yarım sevgiler,
Yüzüme inceden uzun uzun çizgiler..
Öznesi kalan süresi kısalan cümleler
Yalan dolan cümleler kaldı

Aşk seni bulabilir de, uzakta durabilir de
Samimi oluyor derken mesafe koyabilir de
Bu böyle vurabilir de, ilgisiz durabilir de
onu sana katıyor derken tuzaklar kurabilir de
Bu böyle

18 Haziran 2009 Perşembe

nereye gidiyo bu gençlik

bugün 15 yaşındaki yan komşumuzun kızı bana bir yıldır sigara içtiğini itiraf etti ya. Çok üzülüyorum. Ve üstelik kötü bi şeyi öğrenir öğrenmez nutuk çeken anne babalara yakın bir edayla bi süre konuşmamanın ardından bırakmak istemiyorumki diyişi beni kahretti desem yeridir. Zat-ı muhterem kardeşimin arkadaşı olduğundan aklıma direk o geldi de Allah tan içime su serpen bi cevap aldım. Üstüne bir de "o içmiyo canım hatta öğrenince kızdı bana" demesiyle valla ne yalan söyliyim gurur duydum: ) Ablasının kardeşi dedim: ) gözlerim yaşardı:P diye abartadabilirim tabi de yapmıyorum. Ama bravo valla o kadar çakal çukal arkadaşının arasında takdir ettim kardeşcağzımı=))

13 Haziran 2009 Cumartesi

Bi kardeşim daha var aslında..

Düşündüm de ben aslında bişiler yapıyorum uzaklarda bir yerlerdeki en azından bir kaç çocuk için. Bundan 3 sene önce lisedeki en sevdiğim hocam sayesinde öğrenmiş olduğumuz bi siteyle hepimiz kardeş edinmiştik. Benimki Diyarbakır'dan, arkadaşlarımınki Mardin'den, Siirt'ten, Adıyaman'dan ve daha nicelerinden. Amaç çok saf ve temiz aslında: oradaki çocuklardan birini bir kaçını (kaçına aynı derece ilgiyi gösterebileceksen) seçiyorsun ve önce mektup arkadaşın oluyorlar. Sonra, sonrası işte okudukça geliyor sen sen olmuyorsun artık orası kesin. Okul açılırken bir çanta alıp içini defter, kalem doldurmak, bayramlarda birer tişört yollamak, her mektupla olmasada arada bir bir kaç kitap yollamak bir dahaki mektubu okur okumaz bir koli daha doldurma isteğini tetikliyor insandaki. Ama o bile değil artık bi ablamda sensin diyor Diyarbakır'ın Bismil'inin Akbaş Köyü'ndeki Ferhat artık bana. O bile bi şeyler yapıyomuşum aslında dedirtiyor insana. Bi bakmak isterseniz:http://www.kardesinisec.com/ Ama unutmayınki onlar umutla bekliyor gelecek mektuplarını; gecikmeniz bile hayal kırıklığı olurken bi heves olması onlar için bi yara olabilir.

11 Haziran 2009 Perşembe

Yükleniyor...

Baktımki bu sanal alem hayatımın kocaman bi kısmını kaplıyo, bende onunkinde daha büyük bi yerim olsun istedim. Bu aralar internet çapımı genişleten hareketlerde bulunmaktayım. Görürseniz şaşırmayın. Ha bi de henüz öğrenme aşamasındayım bilinçsiz ama sevimli :P hatalarımı hoşgörmeniz dileğiyle=)

6 Haziran 2009 Cumartesi

i'm fed up with my life

sıkılıyorum yaaa bu hayatın başka bi kanalı boyutu varsa artık oraya bi yere geçmek istiyorummm. Yani sizce de çok sıkıcı değil mi?? ben mi abartıyorum bilmiyorumm. Her dakka aynı şeyler her saat, her gün, her ay, her yıl aynı şeyler. Bunaltıcı gerçekten. Bazen bulutları yırtıp yukarılara çıkmak istiyorum. Her gün uyumaktan; uyanmaktan; kahvaltı yapmaktan; kahvaltıdaki domatesten; çay doldurmaktan; televizyondan:diziden, programdan, filmden, yarışmadan, haberden; akşam olmasından; gazete okumaktan; fark ummaktan; facebooktan; googledan; msnden; uyumaktan; rüya görmekten bıktımmmmmmmmmmm. Olası farklılıklar bile aynılaşıyor bi süre sonra. Bi rutine bağlamış gidiyosun ya. Korkunç. Bi gece uyumayayım diyorum mesela, bi gün kahvaltıda domates olmasın, bi gün kahve içelim, evim olunca televizyon almıycam diyorum mesela. Ama bunlar da sıkıcılaşıyor işte. Doyumsuz insanlar olduk galiba?

4 Haziran 2009 Perşembe

Bu dünyanın çivisi çıkmış!


Gerçekten ama bi normalden kayma söz konusu ciddi anlamda. Şu final silsilesinden sonra okulunda bitmesiyle kendimi iyice evi özlemişim moduna soktuğumdan; uyuyorum kalkıyorum şu üçüncü sayfa haberlerini irdeleyen, sündüren, artık kusacak hale getiren programları izliyorum. Sonra oturup kafa patlatıyorum. Çok üzülüyorum ya. Nolmuş bu insanlara, daha neler görücez, nereye gidiyo bu işin sonu falan filan. Çiğ süt emmişlik var bi de beni deli eden yani bu sıralar öyle adlandırıyorum. Öyle bi hale gelmişizki bi anne sevgilisiyle çocuğunu öldürüp sarıp cesedini de tarlaya atabiliyor. Üstüne bu anne 45 gün çocuğunu arıyomuş gibi yapıp televizyona çıkıyor. İnsanlar onun çocuğu için ondan çok endişelenirken o pişmiş kelle gibi sırıtıp gitti o gelmez diyebiliyor. 20 yaşındaki anne 4 yaşındaki kızını bakkala gönderiyor ama dönmediğini anlayınca yollara dökülüyor. Aradan 35 gün geçiyor, küçük kız hala yok; o da televizyona çıkıyor. Sonunda bu 35 gün boyunca o anneyle kızını arayan abla dediği, hiç şüphe etmediği komşusunun sobasından küçük kızın kemikleri çıkıyor. Üstelik bu kadında bir anne ve o da 4 yaşındaki kızını bi kaç ay önce kaybetmiş. Bunlar bile insana saç baş yoldurtmaya yeterken adamın biri çıkıyor susturucusunu taktığı silahıyla ailesinden 8 kişiyi çoluk çocuk demeden katlediyor. Daha 92 gündür katili sırra kadem basmış kesik baş cinayetlerini okuyoruz. Bütün bu insanların yapması gereken tek şey kendi kafalarına sıkmak bence. Bu ne yani gerçekten aklım mantığım, kalbim almıyo. Bu insanların hepsi vicdanlarını öldürmüşler önce, vicdanının sesi az çıkan insan da her türlü "insanlık" dışı şeyi yapar zaten. yazık.

2 Haziran 2009 Salı

farklı şeyler yapmak?



Bugünkü falımda uzun zamandır görüşmediğiniz dostlarınızla takılcaksınız farklı şeyler yapıp çok eğlenceksiniz diyodu. Ben tabi fala inanma falsız da kalma kişisi olarak hem acaba modunda hem de saçma modunda tv seyrederken telefonum o güzel benim beşiktaş melodisi olarak bildiğim zil sesiyle ardı ardına çaldı ve uzun zamandır görüşmediğim dostlarımla takılma kararı aldık ama aynı yerde: Bilkentte:D neyse hadi bakalım bu oldu o da olur moduna geçmişken yine gittik aynı yere aynı masaya oturduk falan. Ama bi baktım masada bi muhabbet dönüyo GO-KART falan diyolar: heyecan bastı. İşte dedim fark:D Zaten bi hıza formula serisine merakım vardı, içimde bitmek bilmez bi go-kartla başlayım bu işe hevesi vardı. Atladım tabi olaya bi baktım kaskım kafamda oturmuşum 6 numaraya:D virajlar süper, araç, ortam müsait bas gaza :D (her ne kadar arada boneyi kaskı falanda aşıp gözümün kapanmasına neden olan saçlarım yavaşlatsa da:D) iyi hoş fren nedir unuttuk; yok böyle bi adrenalin ama son dakikam olduğunu öğrendiğim dakka itibariyle kollarım artık tutmamaya başladı, bi indimki kol, bilek kalmamış üstüne bi de her virajda uzun olması sebepli çarptığım bacağım morarmış, o da yetmezmiş gibi 3 omurgamda pert.  
Ama değdi gibi şu an böyle kremler sürünmüş bi şekilde yatıyo olsamda=)